Alem-i Havadis Güncel

Acıyı Duymakla İzlemek Arasında Bir Yerlerde

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Acıyı Duymakla İzlemek Arasında Bir Yerlerde

Acıyı da tıpkı sevgi sözcükleri gibi popülerler rafına koyduk . Olduk olmadık yere acı çektik her hafif sızıyı iç acısı sandık öyle söyledik. Bu nedenle de belki gerçek acılar en saf en net haliyle gözümüzün önünde resmi geçit yaparken biz gördüğümüz manzarada acı dışında her şeyi gördük takıldık konuştuk da onun gerçekliğinin şiddetini es geçebildik.

Bana ne kadarı değiyor, sonuç olarak benden ne gidiyor hesapları bile yapabildik ama onca acıyı nasıl kadırıyor bir insan diye durup düşünmekten ya korktuk ya işimize gelmedi ya da zaten farkında bile olmadık.

O nedenle bugün öyle üstten öyle kibirli öyle tuzu kuru laflar edebiliyor ve vicdanımıza da bunu izah ederken hiç sıkıntı çekmiyoruz.

O nedenle bugün herkesin yad ettiği ve de es geçtiği belli felaketler listesi var.

O nedenle bugün Suriyeliler adlı bir polemiğimiz var. O nedenle bugün her terör olayında her ucundan birilerinin tuttuğu polemik çerçevemiz var. O nedenle şimdi üzüntümü belirtmesem olmaz buna üzülmek lazım şimdi gibi kalıp mevzularımız ve o da kötü tabi ama diye üzerinde konuşaildiğimiz ikinci sınıf üzüntü sebeplerimiz var.

Bunca matematik hesap dışında ise bir zamanar koskoca bir üst başlık içinde beraber yaşamış, akraba olmuş, din kardeşi, memleketli ,komşu olmuş insanlardan parçalar koparıp kimini asırlık düşman kimini bir yabancı kimini içimizdeki sığıntı olarak görmemizi sağlamak için çalışanları hesap edemedik.

Nasıl da başarmışlar değil mi? Bir Fransız kadar bir İngiliz kadar tanıdık, yakın ve hak sahibi değiller bizim için aynı toprağın, aynı coğrafyanın, aynı inancın, aynı kederin, aynı kültürel ortaklığın, ortak mücadelelerin insanları…

Bugün çaresizliğin yıl dönümü. İnsanlar sevdiklerinin cesetlerini kaldırıp dakikalar sonra öldürülürken alınmış videolar geçiyor önümüzden , aynı yastığa baş koyan insanlar diğerine ne olduğunu yıllar sonra bile bilemenin acısını anlatıyor.Çocuklarına ne oldu bilmeyerek ömrü geçen anneler anlatıyor. Bugün bile bize bir şeyler anlatmayacaksa yalandan ağlamanın da bir manası yok.

Kıyımlar, katliamlar, vahşilikler… Sadece bu dünyada kötü insanların varlığını değil aynı zamanda onları durduramayan/ durdurmayan insanların da var olduğunu gösteriyor. Kulağa hoş gelmiyor ama gerçek bu. Ya diyeceğiz ki dünya komple kötü ya da iyi insanlarla ilgili iki ihtimali kabul edeceğiz. Bir, sadece kendileri için iyiler. İki, iyiler fakat cesur değiller. Tabi buraya kör sağır olmak gibi ihtimaller de eklenebilir bence bunlar da eninde sonunda ilk iki ihtimale dahil olur.

Vazgeçemediklerimiz, paylaşamadıklarımız, kibrimiz, korkaklıklarımız yüzünden dünya insan için her geçen gün daha zor bir imtihan kağıdı olmaya devam ediyor.

Acıyı burnumuzun dibine gelmeden duymadıkça etimiz çimdiklenmeden izlediklerimize dramatik görseller dışında anlamlar yükleyemedikçe güzel günler çağıran şarkıları da hiç boşuna yormayalım derim ben. Umutlu satırlar yazmak için fazla karanlık günler içindeyiz. İnsanlık adına geçmiş zamanda da şimdiki zamanda da gökyüzü fazla karanlık. Gelecek günler için büyüttüğüm ne kadar umut çiçeği varsa bu karanlık içinde renklerini muhafazada zorlandığım doğrudur. İnsanın korkulması gereken bir canlı olduğunun öyle çok altı çizilip duruyor ki ilaç niyetine aksine ait minik resimler var etmek için çok fazla zorluyorum kendimi.

Vakti geçmiş, artık geri döndürülemez ve bu açıdan da üste vazife yükleyecek hali olmayan felaketler üzerine ağıtlar yakmak keşke demek kolay. Zor olan durdurabileceğimiz en azından hafifletebileceğimiz acılar ile imtihan halindeyken dönüp geçmişe bakabilmek. Çünkü o zaman geçmiş dile gelecek. Şimdi ne yapıyorsun diye soracak. Yüreği olan böyle buyursun.

Etiketler
Suriye suriyeliler srebrenitsa acıyı duymak

Yazar Hakkında

Esra Çakan

Laf söyleyen balkabağı

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap