Ahir Zaman Deyip de, Geçme
- İbrahim Burak Uzunöner
- 2 Temmuz 2017 - 09:39
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Ahir zaman deyip de geçmeyin. Öyle bir dönemdeyiz ki; insanlar işledikleri günahı ya da yaptığı herhangi bir yanlışın üstünü ört bas etmek için ahir zaman kalıbına sığınabiliyor. O da yetmiyormuş gibi, bunu da savunabiliyor. Elbette her insan bir nefis taşıyor ve Peygamberimiz (s.a.v) hariç hiçbir insan kusursuz değildir. Lakin kusursuz değiliz diye de, tüm günahları işlememiz mi gerekir? Fikriyatta “İslam güzel din. Farz ve sünnete uyalım.” diyen insanların birçoğunda aslında yaşantısında çok da İslam’a uygun davranmadıklarını görebiliyoruz. Kimi zaman kendimizin de çeliştiği zamanlar olabiliyor. Çünkü aciziz. Lakin hadsiz olmayalım. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) “İlim talep ediniz, Çin’de de olsa.” Câmiü’s-Sağîr, 1/310 kaynaklı bu hadisi şerifi iyi bilelim. Gel gelelim ki ahir zamanda olduğumuz doğru. Fakat bunu nefsimizin işine gelen yerde değil de, cidden faydalanmak için kullanalım bu kavramı. Bir çoğumuzda telefon, bilgisayar gibi kitle iletişim araçları dışında; kitap, ansiklopedi gibi bilgi kaynağımızı oluşturan vikipedialar bulmamız mümkün. Demek ki ahir zamanı nasıl kullandığımız önemli. İnsanlar çok kolay bir şekilde istediği bilgiyi, istediği anda öğrenebiliyor. Bilginin doğru olup, olmamasını da yine biz insanlar araştırarak öğrenebiliyoruz. Örnek verecek olursak, “Hepimiz aslında bildiğimizin alimi, bilmediğimizin cahiliyiz.” diye bir cümle kullanırız ama bu da yanlış. Müslüman bilmediğinin cahili değil, ancak talibi olabilir. Bilgi edinmenin de konu her ne olursa olsun kaybı yoktur. Ancak faydasını görmek çok mümkün olabilir. Artık sosyal medyada bile bilgi sahibi olmamız çok mümkündür. Bizler aslında telefonu elimize aldığımız kadar, kitapları elimize alsak; ne ilimden, ne de fenden, ne de sempozyumlardan, ne de fikir alışverişinden geri kalırız.
Ahir zaman ümmetleri olarak ne kadar değerli olduğumuzun farkında mıyız acaba? Öyle zor bir zamanda dünyaya gelmişiz ki bu zamanda imanını koruyabilmek, elinde kor ateşi tutmak kadar zor değil mi? Oysa günahların sel gibi aktığı bu zamanda temiz kalmayı başarabilmek ne güzel. Kısmen de olsa ahir zaman ümmeti olmak kavramını anlamış bulunuyoruz. Şimdi de gel gelelim ahir zaman kalıbına savunduğumuz düşüncelere.
– Çevrede o kadar haram varken; gözümüzü, dilimizi, bedenimizi ne kadar koruyabiliriz ki?
– Şeytan benimle çok uğraşıyor. Yoksa bende namazımı kılarım.
– Kalbim temiz / daha zamanı var.
Bu sebepleri daha da çoğaltabiliriz. Lakin unuttuğumuz bir şey var. Şeytan boş eve girmez. Ölümün ansızın bizi bulduğunu da unutmayalım ki, zaman kavramını biz nereden bilebiliriz?
İşte en güzeli de bu ya. İmtihan çetin, zaman zor. İnsanlar anlaşılır değil. İmtihanı çetin olan bir dünyada sabır edip, cennet ile mükafatlanmayı istemez miydin? O halde tüm uzuvlarına hakim olmalısın kardeşim.
İslam güzel din ve sen bu din ile şereflendirildin. Böyle bir dine mensup olduğun için ne kadar şükretsen de az. Çünkü sen İslamı temsil ediyorsun. Belki de döneminin Hz. Fatıması, Hz. Aişesi, Hz. Ebubekir’i, Hz. Ömer’i sen olacaksın. Öyleyse ahir zaman deyip de geçme. Bir tevbe ile her şeye yeniden başlayabilirsin. Yeter ki ihlaslı bir şekilde içten olsun. Ahir zaman kalıbına sığınıp da, günahlarına bir yenisini ekleme.
Başlamak için hala ne duruyorsun?
Kır zincirlerini be mübarek.
Rabbim nefsimizi islah etsin ve bizi İslam ile müşerref kılmayı nasip etsin.
Selam ve dua ile..
Yorumlar