Anlamsızlıklar Zincirlemesi İçinden Geçmeye Çalışmak
- Esra Çakan
- 24 Şubat 2017 - 23:22
- 4 dk okuma süresi
- -
- 0
Canım yanıyor. Kelimenin tam manasıyla hem de. Birçok ayrı yangın birçok farklı köşesinde canımın…
Yürüyen bir yangın yeri gibiyim. Anlayamıyorum dediğim her şey, harlıyor ya da bir kıvılcım olup düşüyor canımın başka bir köşesine.Çok basit beklentiler ile çok büyük soru işaretleri içinde kalmış olmak. Bu bir imtihan türü muhakkak.
Anlayamıyorum.
Bir insana elli çeşit mercek ardından bakmaya üşenmeyip; düz, direk ve sadece onu görerek bakabilmekten neden kaçınılır?
İnsanlar neden sevdiklerini dile getirmekten kaçınmak için saniyede elli bahane bulur da öfke ve nefret derhal servis edilir?
Neden ve nasıl asgari insani refleksler dahi ırk gibi cinsiyet gibi tercih edilemeyen sıfatlara göre eğilip bükülüp şekil değiştirebilir?
Kötü olmak, içinde kötü şeyler barındırmak daha ağır değil mi?
Merhametten maraz doğar lafını nasıl sahiplendik neden hiç sorgulamadık?
Neden katı, kötü, öfkeli, saldırgan, anlayışsız, kolaycı, kaçak, bencil… olmak daha olası geldi?
Hayvan sevgisi olmayan insan da sevemez dedik. Ama insan sevmeyen hayvan severler var bunu mesela anlayamıyorum.
Kadın ve çocuk istismarına her toplumsal veryansında saydırıp sonra günlük hayatı içinde meşruiyet kazandırılmış istismarlara seyirci hatta dahil olanlar var. Bunu hiç aklım almıyor.
Küçücük çocuklara neyin nefreti kusuluyor mesela, nasıl bir beklentiyi karşılayamıyor onlar ? İnsanların büyük acılarını kalorifer peteklerine yaslanarak didiklemek hakkını kim veriyor? Kim zerresini dahi tatmadığımız korkuların sorgulayıcısı olarak atadı bazılarını hiç utanmadan üstelik.
Anlayamıyorum.
Birbirimizle dahi iki kelam edebilmek için elli çeşit iç sorgulama, yirmi çeşit ihtimal zinciri içinden geçmek gerekiyor ya mesela bunu da anlamıyorum.
Büyük analizler, yüce tespitler, şahane etiketler hepsi hepsi birer mercek oluyor sonra gelip bakış açımızın önüne kuruluyor. Sonra bakıyoruz ama çok buğulu görüyoruz. Seçemiyoruz sonra gördüğümüzü. Bir sürü ayrım bir sürü vasıf bir sürü sıfat var çünkü baktığımız siluet ile aramızda. Gözler anlamını yitirdi bu yüzden direk olarak bakmıyoruz çünkü. Bir Suriyelinin gözleri onlar ya da bir dilencinin, işsiz ya da daha az kazanan statüsüz bir erkeğin gözleri onlar ya da yanlış bir evlilik içinden geçmiş ayrılmış genç bir kadının gözleri… Sonuç olarak asla bir çift insan gözü göremiyoruz. Baktığımız yerde insanı sade olarak görebilmek özlemi büyük bir özlem değil mi?
Çok sıkıcı bu. Çok karışık. Çok anlamsız. Çok an-lam-sız!!
Sonra efendim bir mutsuz hal var üstümüzde. Tabi ki var neden ve nasıl mutlu olunacak ki böyle bir saçma döngü içerisinde. Elbette ki mutsuzluk getirecek tüm bunlar. İnsanın en ihtiyaç duyduğu şeye, sade ve gerçek anlama açlık var çünkü. Sade ve samimi uzanışlara, insan olmanın vasıf ve sınıflamaların üstünde tutulması olağanlığına hasret var. Bir çocuğun saçları okşanılsa mesela, o sokakta dolanan esmer, sümüklü çocuklardan birinin kirli saçları evet. Bir kez okşanılsa, saniye içinde değişen yüzün o gülümsemenin bile nasıl mutluluk yaydığı görülecek ve çözülecek şifre ama işte öyle kolay değil o işler. Neden? Anlamıyorum.
Canım anlayamadığım her şeyin bir parça korunu taşıyor. Çok sıkıcı bu. Bir refleks kadar basit olabilecek onlarca şeyi deveye hendek atlatmak kadar zor hale getirmek oyunu çok sıkıcı ve saçma bir oyun.
………………
Çöp kovasına düşen bir genç değil mesela başlık çöp kutusuna düşen bir Suriyeli. Hırsızlık yapan bir adam değil hırsızlık yapan bir Arap.Anlayamıyorum.Kötü olmak ırksal bir durum ise Türk olup çöpteki gencin elini tutmayan bunun yerine onu kameraya alıp dalga geçen ve bu görüntüye alkış tutanlar neci?Ahlaksız olmak ırksal bir şey ise , neyse !!
Gözlerimiz aynı noktada farklı şeyler görebilir elbette ama aynı donanım ile yaratılmış gözler bir insana bakıyor ve nasıl biri ezilmesi normal bir böcek görüyor orada bunu da anlayamıyorum.
Bir sapıklık vuku buluyor mesela eğer sapık bir din görevlisi olarak vazife yapıyorsa ayrıca şişiyor ayrı bir vaka muamelesi görüyor. Eğer daha pozitif bilimlere vakıf olması beklenen bir meslek erbabı ise daha az dile dolanıyor hatta eğer ‘sol’ kısma mensup bir sapık ise onu duymuş olmamız bile mucize oluyor. Bu ayrımı nasıl bir vicdan ile yapıyorsunuz bunu da anlamıyorum.
Çocuk gelinler diye duyarlı insan pozu vermeye çok müsait bir konu başlığı var ya peki savaş ortasında kaybolan sayıları bile bilinmeyen çocuklara ne oluyor? Bunun konuşulma sesler neden cılız? Haliyle anlamıyorum.
Nelere hassassınız ve neye göre belirleniyor bu hassasiyetleriniz anlamıyorum. Bir çocuğun katli mesela hassas olduğunuz bir şey mi? Ama kürtajın hak olduğunu savunursanız benim kafam yine karışacak. Ama tutup savaşın ortasından kaçıp buraya sığınan çocuklara aşağılayan haller ile yaklaşıyor olmanız yine benim kafamı karıştıracak.
Kadın haklarından dem vurulunca saatlerce konuşur musunuz? Ama savaştan ve tecavüzden kaçan kadınların hepsini Suriyeli ya da Arap etiketi ile damgalayalı beri benim kafamı karıştırıyorsunuz. Hatta tecavüze uğrayıp ailesi tarafından terk edilen kadınların o her olayda sokağa dökülen meşhur kadın derneklerinin ilgilisini çekmeyişini anlama imkanım yok.
Çok can sıkıcı değil mi tüm bunlar?
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar