Bakışımdaki NFK Açısı
- Esra Çakan
- 16 Kasım 2017 - 18:13
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Türk edebiyatına yön vermiş yahut imzasını bırakmış ses getirmiş bir çok yazar şair zikredilebilir, şüphesiz bir çoğu da dikkate değer feyz alınası eserler bırakmışlardır bu havuza, sesleri hala bizimledir belki mevcudiyetleri de bizimle olanlar sayılabilir içlerinden.
Ancak;
Necip Fazıl her daim ayrı bir başlıktır. Ayrı bir mevzu hatta ayrı bir kaç mevzu ve belki denilebilir ki ayrı bir sayfa ayrı bir ünitedir.
Şairdir, Sultan’üş Şuara’dır, harflerle edebi icatlar yapan ve her defasında yine kendi sözünü aşan bir ustadır.
Mütefekkirdir.Sürekli fikir sancıları içinde, sürekli bir fikri doğuşa gebe ve keşfini izahta gem vurulamaz engel kabul etmez bir fikir adamıdır.
1934 Abdülhakim Arvasi ile tanışıklığı sonrası özünü kaynatan arayışlarının şekle girip akışa geçişi ile şiirlerine dahi sirayet etmiş bambaşka bir bakış , içerik, ruh hali kazanan, şiddetli bir iç devriminin kahramanıdır.
Aksiyonerdir. Arayışları ile elde ettiklerini asla yumuşatmamış, inandıklarını asla başkalarının diledikleri şekillere sokup şirinleştirme yoluna gitmemiştir. Dik, sert ve kibre yakın bir duruşu vardır. Kendine karşı alaya, hakarete varan ithamların veyahut savunduklarını itibarsızlaştırma çabalarının çarpıp yansıyacağı bir set bir duvar olmuştur.
Dik duruşuna muhalefet olarak diğer yandan ” Ellerime uzanan dudakları tepeyim /Allah diyen gel seni ayağından öpeyim.” diyebilecek bir hali de bünyesinde barındırır. Denilebilir ki onun dik tavrının kibir olarak nitelendirilemeyeceği bu mısralar ile örneklendirilebilir. Samimi iman karşısındaki tavrı ile imana karşı cepheleşmişler karşısındaki tavrı net bir şekilde birbirinden ayrıdır.
Mustariptir. Şöhretinin şaşaası ile tanışmış iken birden sabık şair damgası ile yalnızlaştırılmış, görmezden gelinmek istenmiş, sanatının üstüne perde çekilmeye çalışılmış hatta ilerleyen zaman içinde yaftalar ile etiketlenmiş ve mahkûmiyetler giymiştir.
Nefs mücadeleleri.
İnsani zikzakları.
Arayışları ve buluşları.
Hırçınlıkları ve dinginlikleri.
Kibre kayışları ve önünü ilikleyişeri… Parçalardan oluşmuş bir koca bütün, derin bir umman…
Tek yönlü kelimelerle ifadeye imkan olmayan , kendisini izaha yeltenecekleri birden fazla bakış ile izaha mecbur bırakmış bir duruş, bir kalem… Üstad.
Ve beni Necip Fazıl Kısakürek’e çeken en temel nokta şudur ki;
Necip Fazıl; eleştirdiği, fikir beyan ettiği, şikayet ettiği, horladığı, reddettiği yaşayışlara, düşüncelere, bakış açılarına hiç bir zaman uzaktan seyretmek mesafesinde olmamıştır. Bu hayatının ona getirdiği bir akış mecburiyeti olmuşsa da bahsettiklerinin bizzat tecrübe edilmiş olmalarının ve karşısında duran , kültürlü olmayı yalnız batıyı tanımakla / taklitle olan bir hal sanan kimselere onların belki iki katı birikim ile yanıt verecek kadar rest çekip reddettiklerine dair bilgi sahibi oluşunun, bir nevi ‘ben sizin ağzı açık seyrettiklerinizi gördüm ve beş para etmezler diyorum ‘ tavrının üzerimde çarpıcı bir etkisi vardır. Bir çok insanın debelenişlerinin sonuca ulaşmış hali gibidir bu bağlamda. Bizim gibidir bocalayışlarında ve bizden öndedir keskin virajları alabilip sonuca varışlarında.
Necip Fazıl, bir şeylere sahip olamamış, ulaşamamış olduğu için karşı olduğu intibaını uyandırmaktan hayli uzaktır.Hayata başlangıç noktası, gençliği, Paris yaşantısı, yurda dönüşünde yaşadığı yabancılığın getirdiği buhranlar birleşmiş karşımıza, kendi ibretini kendinden çıkarmış ve bunu henüz kendi gibi çalkantıda olan kimseler ile iç içeyken, bu kimselerce el üstündeyken, göz önündeyken cesurca haykırabilmiş bir adam çıkarmıştır.
Bu bir devrimdir.
Bu, bir insanın kendi eliyle kendi ruhuna yaptığı zorlu bir ameliyattır. Ve Necip Fazıl Kısakürek’i Üstad yapan şey kanımca bu büyük ve başarılı iç mücadelesinin ortaya dökülüşüdür.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar