Bir Anne’nin İtirafları- Çocuğun Çevresi
- Fatma Nur Kayıkçı
- 19 Eylül 2016 - 13:49
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Kendime sık sık söylediğim şeyler var. Size de söyleyeyim;
Duyduğun, içine girdiğin can sıkıcı olayları bir kenara bırak. Sosyal hayatımızın getirisi olan ilişkilerin içerisinde hoşlanmadığın insanları bir kenara at. Kendinle ilgilen. Ailen tek derdin olsun. Böylece düzenini oturtursun.
Bir insanın senden alıp götüreceği tek şey boşa geçen zamanındır. Zamanını kimseye harcatma. Sorun ânında dahi Rabbini tefekkür ederek zararı kâra çevir. Kimseye uymak zorunda değilsin kimse de sana uymak zorunda değil. Aynı ortamda olmak zorunda kaldığın olabilir. Bu mecburi birliktelikleri saygını bozmadan asgari düzeyde tutabilmelisin.
Önceliğin ailendir. Çocuklarının eğitimini olumsuz etkileyecek insanlara mesafeni koy. Seni üzen ve sinirlendirenlere de. Çünkü senin huzursuzluğun çocuklarına yansır. Yavrularının eğitimi her şeyden önemli. Çocuklarının arkadaşlarını seçerken özenli davran. Senin sınırlarını aşmasına neden olacak insanlarla görüşmemesi için gerekirse sen onları sevsen de bırak. Çünkü o küçük beden en çok gördüğünü yapıyor.
Bir komşu ablamızla çocuğun arkadaşlığıyla alakalı konuşmuştuk. Kendisi fikrine çokça saygı duyduğum bir insan. Bana demişti ki çocuğunu anne babası arasında huzursuzluk olan ya da her istediği yapılan çocuklarla görüştürme. Çocuğunun en iyi arkadaşı kardeşidir.
Görüşme, demekten kasıt arada mesafe olsundu. Senin eğitimine aykırı olan hal ve tavırdaki insanlarla mesafen çok olsun. Ve bir çocuğun temel eğitimini verirken edineceği en iyi arkadaşı yine senin yetiştirdiğin bir çocuk olsun.
Benim bu konuda rahatsız olduğum bir tavır da benim çocuğumu terbiye etmeye kalkan şahısların varlığıdır. Bu baba, babaanne, anneanne, dede, hala, teyze, dayı ve amca dışında kalan herkes. Çünkü aile içindekilerle tutumumuz benzedikçe ve eninde sonunda çocuk komutu benden aldıkça onların çocuğa müdahalesi sorun değil. Ancak kapı dışında kalmış olan komşular ya da aile dostlarının çocuğumla konuşup ‘ biz onunla anlaştık bir daha yapmayacakmış ‘ demesinden dahi hoşlanmıyorum. Bu bir çocuk. Aile dışında normalde yapmadığı tavırlar sergileyebilir. Bu konuda müdahale edecek son kişi kapı dışındaki şahıstır. Bu kişi hayatımda yer edinme hakkını bu yüzden kaybetmiştir. Sınır ihlallerine dikkat edelim. Herkes kendi çocuğundan sorumlu.
Çocukların görüşme sınırlarını ilk yıllarda kontrol altında tutabiliriz. Ancak sonraki yıllarda kiminle görüşeceğine kendi karar vermek isteyecek. İlk yıllar temel eğitim olduğundan ileriki yıllarda seçeceği dostlukları etkiler diye düşünüyorum. Bunun için çocuğu tamamen arkadaşsız yetiştirmekten imtina etmek gerek. Doğru ailelerle görüşmek iletişimi sağlamak, ilk dönem için sağlam bir başlangıç olacaktır.
Her şeyde olduğu gibi bu da sizin tercihiniz. Bu kadar ince düşünmek istemeyebilirsiniz. Ama benim yaşadığım şehirde çocuğumun ileride Müslümanca yaşayabilmesi için ince düşünme mecburiyetindeyim. Onlar bize verilen emanetler, nerede güneşlenip nerede sulandıkları çok önemli.
Yorumlar