Edebiyat

Bizim Gerçek Hikayelerimiz Destanlaşmış Tarihimizdedir

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bizim Gerçek Hikayelerimiz Destanlaşmış Tarihimizdedir

Ahh, o masal kahramanları!.. Nasıl da var olduğunuza inandırdınız beyaz atlı prenslerinize bizi. Oysa ne beyaz at gördük daha önce, ne de beyaz ata binmiş bir prens. Bizim ata kültürümüzde prens de yok. Beyaz ata binmiş bir tek; öz tarihimizden Sultan 2. Bayezıd’ın oğlu Yavuz Sultan Selim Han’ı bilirim ben. “Gökte nasıl bir Allah varsa yerde de dünyayı idare eden bir tek sultan olur.” diyen İlk İslâm halifesi Yavuz Sultan Selim Han’ı.

Daha Devlet-i ‘Aliyye’nin başına geçmeden, Şehzâde Selim iken merak saldığı satranç oyununda Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail’e bilerek yenilir. Fakat ikinci oyunda büyük bir ustalıkla Şah’ı mat eder. Tebaasının gözü önünde yenilen Şah İsmail hiddetlenir, öfkesinden gözleri çakmak çakmak olur. Şehzade Selim’in göğsüne bir sille indirir ve:

“Divâne derviş, sen bilmez misin, hiç şahlar mat edilir mi?” der.

Tebdil-i kıyafetle gezen Şehzâde Selim’in cevabı gecikmez:

“Şahların mat edilmeyeceğinin muvazaalı (danışıklı dövüş) durum olduğunu bilseydim, elbette benim de tavrım ona göre olurdu.” diyerek Şah İsmail’in danışıklı oyunuyla mertliğini ve adaletini sorgular.

Ve ardından parlak zekasıyla Şah İsmail’e söylediği çok ince mânâlı, edebî mesaj içeren bu mükemmel beyiti ve aynı zamanda ders veren ibretlik hikayesiyle asırlardır zihinlerimizde kalır:

“Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne  / yâr olur
Herkesi sen / dostum sandın /  belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur.”

Bu mükemmel beyitin özelliği; soldan sağa ve yukarıdan aşağı okunduğunda dizelerin aynı olmasıdır. Divan edebiyatında bu özelliğe vezn-î âhâr denilmektedir.

Şah İsmail bu şiirin ince bir mesaj içeren mânâsını anlamadığı gibi, satrançta yenildiği bu divâne dervişin Şehzâde Selim olduğunu da anlamamıştır. Aradan geçen yıllardan sonra Şehzâde Selim, babası Sultan Bâyezid-î Velî’nin tahtı ona bırakmasıyla, Devlet-i ‘Aliyye’nin başına geçer. İlk hedefi, Anadolu’daki birliği sağlama yolunda en büyük engel ve tehditlerden biri olan İran’a, sefer düzenlemek olur. Çaldıran Ovası’nda Ordu-yu Hümâyun ile Safevî ordusu arasında kıran kırana bir savaş başlar. Hezimete uğrayan Şah İsmail tacını, tahtını ve zevcesini muhârebe meydanında bırakır. Atına binip kaçarak canını zor kurtarır. Yavuz Sultan Selim Han satrançta ve şiirde gösterdiği hârikulâde ustalığının yanı sıra, tahminde isabetli olan ferâseti, sağlam azmi ve güçlüklerden yılmama gibi meziyetleriyle iftihâr edilen bir sultandı. Askeri dehâsı ve harp etme maharetiyle Şah İsmail’i, bir kez daha, bu sefer de er meydanında mat eder. Sultan Selim daha şehzadeliğinde Trabzon valisi iken, Safevî toprakları olan İran’ı fethetmeyi öngörerek, planladığı anlaşılmıştır.

Pâdişahlık hasletlerini şahsında toplayan, sert ve kararlı bir disipline, tuttuğunu koparan bir azim ve iradeye, son derece cevval bir yaradılışa sahip olduğu için, “Yavuz” adına layık görülen bir sultandı.

Ceddimiz Sultan Yavuz Selim Han’a,  Allah’tan rahmet ve mâğfiret diliyoruz.

 

Etiketler
Yavuz Sultan Selim destanlaşmış tarihimiz satranç divan edebiyatı

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap