Edebiyat Kitap

Burjuva Edebiyat İstemiyor

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Burjuva Edebiyat İstemiyor

İlk yazımın yayımlanmasıyla Jack London’ın Martin Eden adlı kitabını okumamın aynı zamana denk gelmesi aslında bakarsanız bir tesadüf değil.

Araya giren final haftasından sonra kaldığım yerden devam etmek beni kitabın büyüsünden hiç uzaklaştırmadı.

21 yaşındaki genç denizci Martin Eden ile 21 yaşındaki genç ilahiyatçı Şeyma Selçuk arasında müthiş bir gönül köprüsü kurduğumu itiraf etmeliyim.

Martin; hayatını okumak ve yazmak eylemiyle donatan, sorgulayan, kalıplaşmış düşüncelere karşı çıkan, okumanın ve yazmanın kendisine değer veren, kitaplarının yayımlanmasından sonra gelen vahşi popüleritenin kalbinde bıraktığı derin yaraya daha fazla dayanamayarak kendini sulara bırakıp intihar eden bir işçi sınıfı mensubu.

Martin’i yazmaya iten şey ilk etapta Ruth’a olan aşkı olsa bile aslına bakarsanız o, burjuvanın bayağılaşmış kültürüne karşı çıkan, bu nefretten beslenen bir gerçekçi.

Yazdığı yazıları, şiirleri, kitapları defalarca yayınevine gönderdi ve her defasında itildi. Amacı Ruth ile evlenebilecek kadar da olsa bir gelir elde etmekti.

Ruth ise bir burjuva prensesiydi. Martin’in defalarca rehinciye gitmesine, günlerce aç kalmasına, ona olan aşkından dimağını beslemesine kör kalmış ve burjuvanın sınıfsal ön yargılarına kurban olmuş bir aşığımsı.

Martin bütün yazdığı o dönemde herkes tarafından terk edildi. Yıldızının parlamasının ardından herkesin onu sahiplenmeye başlamasını tiksintiyle izledi.

Martin günlerce düşündü.

Onu farklı yapan şeyi düşündü.

Oysa Martin biliyordu ki Martin Eden yine aynı Martin Eden idi.

Rehinciye gittiği zamanlar, aç kaldığı zamanlar Martin Eden kim idiyse yazılarının yayımlanmasından sonra da Martin oydu, kendisiydi.

Burjuva çevresinde bir işe girmeyip yazdığı için Ruth tarafından terk edilmiş ve yine popüler olduktan sonra yazdığı için yine Ruth tarafından istenilmişti, arzulanmıştı.

Martin Eden, popüler bir yazar olmuş, yapıtları onlarca dile çevrilmişti fakat kalabalıklar içinde yalnız kalmıştı.

Onlar yığındı ve Martin yığınlardan nefret ediyordu.

Tek arkadaşı, Martin’e kendisi olduğu için değer veren ve yazılarının yayımlanmasına basamak olan Brissenden onu uyarmıştı: “Ama haberin olsun, bu burjuva kentleri seni öldürecek.”

Martin’i Burjuva kentleri yuttu.

1913 yıllarında okunma rekoru kırmış bir kitaptan söz ettim. 2018 yılını düşündüğüm zaman yine, yeniden insanların ne yazdıklarına değil de “ün”lerine odaklanmış bir dizi burjuva görüyorum. Aslında bakarsanız geçen şey sadece zaman olmuş. Fatma Barbarosoğlu’nun bir mısrası geldi aklıma; “Yığınlar edebiyat istemiyor.”

Sevgili Martin;

Allah’a inanmayarak hayata veda etmene çok üzülüyorum.

İnanıyorum, bizi de bu burjuva kentleri öldürecek.

Ama bizler Allah’a kavuşacağız. İnancımızı diri tutuyoruz.

Allah rızası için, burjuvaya her zaman karşı olacağız.

Sevgili Martin;

Asıl özleminin, mutluluğunun Allah’a olduğunu fark etmeden hayata veda etmene çok üzülüyorum.

Bütün içtenliğimle hoşça kal Bay Eden..

Etiketler
edebiyat Deniz burjuva Martin ölü kentler

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap