Camiler, Çocuklar ve Şirret Çimdikçi Teyzeler, Amcalar
- Esra Çakan
- 10 Haziran 2017 - 10:06
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Her ramazan maalesef, mevzu edilenler listesinde ilk sıralarda camide çocuğa tahammül edemeyen yetişkinler mevzusu. Aslında genel olarak konunun ‘cami cemaati olma adabı’ başlığı altında madde madde ele alınması gerek ama bu sefer daha özele inmek istiyorum. Çünkü tüm diğer maddeler insanların bir topluluk içinde ortak bir amaçla bulunurken bile egolarından vazgeçememelerine bağlı olarak ortaya çıkan ve hemen hemen her toplanma hali içinde her mekanda ortaya çıkan şeyler. Oysa cami-çocuk ilişkisi, bu tanışıklık başka bir öneme sahip ayrıca eğilmek bu yüzden gerekiyor. Bu birbirine tahammül etmek, saygılı olmak, örnek olmak vs gibi başlıklardan ötede bir kanalı tıkamak, bir bağlantı başlangıcını sekteye uğratmak ya da olumsuza itmek ile ilgili. Bu aslında bir çok kabahatin temelini atan bir vebal.
Üç yaşındaki çocuktan kendi gösteremediği sabrı ve olgunluğu bekleyen, camiyi nazi kampı sanan çimdikçi teyze/amcalardan ve engelledikleri şeyden bahsediyorum. Bu öyle büyük bir şey ki , bir bağın oluşmasını engelliyorlar bir tanışıklığın orta yerine duvar örüyorlar ve de bunu terbiye verdiklerini sanarak yapıyorlar. Evet bir terbiye aşısı bu da ama lezzeti bozan bir terbiye aşısı. Böylesinden lezzeti yerinde meyveler umuyor olmanın yanlışlığı da yeni bir keşif değil üstelik.
Terbiye de mi etmeyelim adap da mı öğrenmesin dersin haklısın tabi öğrensin de her şeyin bir usulü olsun değil mi? Namazın ne olduğun, camide bulunmanın ne demek olduğunu, bazı kuralları olduğunu öğrensin. Zaten müsaade edersen zamanla gele gide öğrenecek de ama caminin huzursuz edici, korkutucu, sıkıcı, sevimsiz bir yer olduğunu sanması ile beraber olmasın o terbiye değil mi? Ağaç yaş iken eğilir evet de önemli olan eğilmesi mi yoksa ne yöne eğildiği mi? Ya en güzel meyveleri vereceği dallarını kırıyorsanız, ya göğe doğru salkım saçak uzayacak dallarını yere eğiyor gömüyorsanız? Bu vebale girmekten daha rahatsız edici olan ne olabilir ?
Çocukluğu camilerde koşturmakla geçmiş biri olarak söylüyorum o müthiş bir keyif harika bir oyundur. Bir cami kokusu kalır genzinde insanın o koşturmalardan yadigar öyle bir kalır ki kişi büyüdükçe ne kadar günaha bulaşmış olursa olsun çıkmaz oradan. O koku temel olur; temizlenme ihtiyacı duymak için, tövbeye yürümek için, doğru çizgiye geri dönmek için vs… Allah aşkına rahat bırakın dilediklerince kudursunlar oynasınlar namazda önünüze geçip taklidinizi yapsınlar çığlık atsınlar mesela … Önünde koşturuversin en fazla ne yapabilir ?
Alt katta neler olduğunu merak ediyorsa çocuk bırak aralasın perdeyi baksın. Bütün amcalar, abiler işi gücü bırakıp o aradan seni izleyecekler de günaha gireceksin sanıyorsan kalk yerini değiştir mesela çocuğun eline vurma.
Vaaz ve Kur’an okunması sırasında sanki hiç fısır fısır muhabbet etmiyormuşsun da bir gürültü önünde koşturan ve sevinçli sesler çıkaran çocuklardan geliyormuş gibi yapma mesela, sen bir sus dikkatini ver çocuk sesleri fonda hafif müzik gibi kalacak göreceksin.
Çocuğu ile camiye gelen anneleri huzursuz etme mesela, sürekli her seste arkana dönüp benim bile ödümü koparan bakışlarla eziyet etme el kadar çocuğa çok rahatsız oluyorsan kalk uzaklaş öteki uca git.
Ön saflardan arkaya hıçkıra hıçkıra gelip ağlayan çocuklar gördükçe gidip çocukları organize edesim geliyor. Camiyi ele geçirsinler de büyüklere bir parça yaşama sevinci biraz sevecenlik dayatsınlar diye.
Yetişkinler cami içinde, ibadet için toplandığı yerde dahi öyle tatsız tavırlarda bulunabiliyorlar ki bazen verdiğiniz tebessümlü selamın karşılığından koskoca insan olarak siz bile rahatsız olabiliyorsunuz. Bir çocuk gözünden görünen ise şu oluyor muhtemelen: Bu insanlar birbirini hiç sevmiyor, buraya da zorla toplandılar ve burada olmaktan mutsuzlar çünkü gülmüyorlar ve gerginler demek ki burası sevilebilecek bir yer değil korkulacak ve zorla bir şeyler yapılacak bir yer… vs
Bundan endişe etmeyelim mi?
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar