Efendi Çocuk Fikir Düşünce Toplum Aile

Çocuk ve Televizyon

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Çocuk ve Televizyon

Evlerimizin vazgeçilmezi ailemizin asil ferdi, büyük reisi, baş tacımız ‘televizyon’… Yemeği nerde ve ne zaman yiyeceğimizden tutun da uyku düzenimize kadar hayatımızı planlayan gizli güç. Hatta konuşma tarzımızdan giyimimize kadar bizi yönlendiren yegâne unsur… Bu giriş abartı gibi gelebilir ama yazının devamında ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Sahi televizyon üretilmeye başlandığında ne demişti Daryik F. Zanuck: “Televizyon en geç 6 ay içinde piyasadan silinecektir. İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemezler.” Peki ya sonuç? Sonuç çok net aslında halimiz içler acısı. Değil her akşam her an o kutuya bağımlı hale geldik/getirildik. Günlük takip edilen dizilerden tutun da evlilik programlarına kadar mahremiyet duygusu başta olmak üzere insanların duygularını ve düşüncelerini tahrip eden bir canavara dönüşen o kutu evlerimizin vazgeçilmezi oldu. Adeta yan yanayken bile bizi birbirimize yabancılaştırdı.

Televizyondan önce ve televizyondan sonra diye hayatı iki bölüme ayıracak dereceye geldik. Önce alimler, anne babalar ve başarılı kişiler idol olarak seçilip onlar gibi olma yolunda çalışılırken: TV’den sonra dizi oyuncularına, şarkıcılara, ünlülere özentilik görülmeye başlandı. Dizilerde genellikle zengin, sürekli harcama yapan, her şeye sahip ve bir o kadar ukala, uçuk, havai tipler başarılı gösterildi. Bu da toplumumuzdaki aile yapısına ters bir durumdu ve çocuklar o tipleri idol kabul edip bu yolda ilerlerken istenmeyen davranışlarda bulunmaya başladı bu durum anne babalar ve çocuklar arasında çatışmalar yaşanmasına sebebiyet verdi. Zina ve yalan başta olmak üzere daha birçok kötü davranış meşru gösterilip körpe zihinlere empoze edilmeye başlandı.

Çocuklar açısından konuya bakacak olursak. Televizyon birçok çocuğun hayatında önemli bir yer tutmakta ve genellikle ‘elektronik dadı’ görevi görmekte. Annelerin sıklıkla tekrarladığı şu cümlelere hepimiz aşinayız. “Televizyon açık olmazsa mümkün değil, asla yemek yemez.” “Televizyonu açıyorum güzel güzel izlerken uyuyakalıyor.” “Aman bir görsen nasıl izliyor ben de işlerimi hallediyorum iyi oluyor.” Daha neler neler… Ve bahsi geçen bu çocuklar daha 0-12 aylık. Yani televizyonun ne demek olduğunun bilincinde bile değiller. Bu dönem çocukları için renkli cisimler, dönen ve ses çıkaran her şey ilgi çekicidir yani aslında çocuk annelerin anlattığı gibi televizyon izlemiyor. Sadece renkli, hareketli, ses çıkaran bir şey var ve bu ilgisini çektiği için bakıyor. Yaşları büyüdükçe televizyonda çizgi filmleri izleme oranları ve istekleri artan çocuklar için de durum çok farklı değil. Çocuklar olay bazlı izlemez televizyonu onlar için yine renkli, farklı şekilli karakterler vardır ve bunlar ilgi çekicidir bir de hareketli müzikler var tabi çocuk için tam bir eğlence… Anneler de bu durumu kendileri için bir avantaj(!) olarak kullanmakta.

Bebeklik döneminden itibaren elektronik bir sakinleştirici ile büyüyen çocuklarda bu durum bağımlılık haline gelmekte ve çok ciddi sorunlar yaşanmasına sebep olmaktadır. Gecikmiş konuşma, dikkat eksikliği, okul derslerinde başarısızlık, yeme bozuklukları ve ruhsal bozukluklar bunlardan bazılarıdır. Televizyonda şiddet içeren programların çok fazla izlenmesi çocuklar tarafından dünyanın kötü bir yer olarak algılanmasına, korkuya ve uyku sorunları yaşamalarına da neden olmaktadır. Yapılan araştırmalara göre televizyondaki şiddet filmlerinin çocukları suça özendirdiği ve 5 yaşından itibaren her gün televizyon izleyen bir çocuğun 15 yaşına geldiğinde 18 bin cinsel taciz, saldırı ve kavga yolu öğrenmiş olduğu görülmektedir. Aynı zamanda Amerikan Pediatri Derneği’nin 1990 yılında yaptığı araştırma sonuçlarına göre günümüz çocukları 70 yaşına geldiklerinde ömürlerinin 7 yılını televizyon karşısında geçirmiş olacaklardır. Sadece televizyon karşısında yemek yiyen değil; çizgi film karakterlerine ve dizi oyuncularına özenip pencereden atlayan çocuklara da hepimiz aşinayız maalesef. Bu ve benzeri örnekler de medyanın çocuk üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir.

Peki, bu televizyonun hiç mi olumlu bir işlevi yok? Benim şahsi görüşüm günümüzde televizyonun olumlu bir işlevi kalmadığı yönünde. Farklı araştırmacılara göre ise televizyon dünyadaki bilgileri, olayları ayağımıza getiren iletişim aracı olması bakımından önemli ve olayları değerlendirmede çeşitli bakış açıları kazandırdığı, birbirinden farklı kültürleri tanımada bir yol gösterici olduğu için olumlu işlevlere sahip olarak görülmektedir. Olumlu veya olumsuz diye bakılmaksızın televizyon konusunda özellikle çocuklar açısından önlem almak çok önemlidir.

Televizyonun çocuk üzerindeki olumsuz etkilerinin çoğu televizyon izleme süresi ve içeriği ile alakalıdır. Anne babaların çocuklarının televizyon izleme sürelerini sınırlandırıp, çocukları farklı aktivitelere yönlendirerek, çocukların izledikleri programları gözlemlemeleri böylece çocukların televizyondan olumsuz etkilenmelerini en aza indirmeleri gerekmektedir. Bunun için de zaman zaman televizyon kapatılarak kitap okumak gibi farklı uğraşlarla anne-babalar çocuklarına model olabilir. Çocuklara uygun olan programlar anne babalarla birlikte izlenip program hakkında sohbet edilebilir. Televizyon bilinçli bir şekilde kullanıldığı zaman ise aileye, okula ve topluma yardımcı olabilecek bir araç konumundadır. Çocuklar için hazırlanan televizyon programlarında eğitsel yöntemlerin izlenmesi ve somut örneklerle konunun çocuklara aktarılması, ailelerin de çocukların izleyecekleri programlar konusunda bilinçlenmesi gerekmektedir. Çocuklar için hazırlanmış kitapların ilgi çekici ve cazip hale getirilmesi çocukların gidebilecekleri kütüphanelerin sayılarının çoğaltılması, çocuk oyun alanlarının sayılarının arttırılması ailelerin çocukların uğraşı alanları ile ilgilenmeleri onları yetenekleri doğrultusunda yönlendirmeleri de önemlidir. Gün boyu televizyon izlemek yerine televizyonu kapatıp beraber resim yaparak çocuğun yaptığı resmi anlatması için cesaretlendirmesi hem hayal gücünün gelişmesini sağlar hem de televizyonun uzun süreli izlenmesi engellenmiş olur. Beraber oyunlar oynanarak televizyonun çocuk için tek uğraş olmadığı mesajı verilebilir.

Unutulmamalıdır ki çocuklara iyi bir dünya bırakmak kadar önemli olan bir şey daha vardır; dünyaya iyi bir çocuk bırakmak. Peki, bu durumda çocuklarımızı gözü kapalı olarak elektronik bir dadıya teslim etmek ne kadar doğru buyurun vicdan muhasebesine…

Etiketler
çocuk Televizyon Medya Etkisi Elektronik Dadı

Yazar Hakkında

Ümmü Gülsüm Şavran

Bir yanım hüzün bir yanım umut...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap