Derin Bir Özlem
- Merve Dalkılıç
- 29 Eylül 2018 - 11:03
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Adım adım inen basamaklardan ayrı tüm vücudunun ağırlığını bacaklarına veren adam, yanındaki korkuluklara tutunarak yol alıyordu. Nefesi ağzında kalmış, vermekle dikleşmiş burnu zor bir ızdırap içindeydi. Aklından yaşlılığın bu kadar zor bir durum olduğunu hiç geçirmemişti. Ama bazı durumlar onu bu düşünceye itmeye başlamıştı.
Basamakta durup soluklandı. Elini kalbine götürdü. Kendini düzeltip, düzgün soluk alabilmek için sıkıca bastırıyordu. Tüm gece uyumamış gibi gözlerinde, vücudunda bir ağırlık, halsizlik vardı. Her yeri ağrıyordu.
Tekrar basamaklara yöneldi. Sonunda zorlu iniş çıkışlar bitmişti. Kendini doğruca pencere kenarındaki yumuşak koltuğuna bıraktı. Rahatlamıştı. Ellerini koltuk başlarına koydu, bacaklarını genişçe açtı. İyice koltuğu sahiplenmişçesine yayıldı. Yanındaki masanın üzerinde duran gazeteyi alıp, iç sayfalarını karıştırmaya başladı. Gözü spor bölümüne takıldı. Orada yazan yazıları okudu. Sonra bir an başını kaldırıp dışarıya baktı. Derin bir nefes alıp iç geçirdi. Sanki pencerenin camında eski anılar canlanmıştı. Aklı gençliğine gitmişti. Oynadığı oyunlar, futbol takımına girmek için nasıl çabalayıp topun peşinden nasıl koştuğu… Sonra gözlerini ayaklarına indirdi. Eskisi gibi değildi. Artık bu bacaklar koşmak için çok güçsüzdü. Futbol oynamak için oldukça yaşlıydı. Gözleri doldu. Yaşlı adam, ağlıyordu. Bir çocuk gibi. Üzgündü. Ardında pişmanlıklar, kırgınlıklar, özlem vardı. Yorulmuştu. Hayat onu yormuştu. Beklenmedik olaylar onu güçsüz kılmıştı. Yıpranıyordu. Beyazlayan saçları, ağrıyan vücudu ona gerçekleri gösteriyordu. Eliyle gözlerinden akan yaşlarını sildi. Sonra masanın üzerinde duran bardaktaki suyu içti. Bardağı geri masaya bırakıp elini ceketinin cebine soktu. Ceketinin cebinden cüzdanını alıp içinden bir resim çıkardı. Eskimişti, küçüktü. Resme özlemle bakıyordu. Sevmişti, özlemişti… Her hali, ona bakan gözleri ona ne kadar yakın olduğunu hissettiriyordu. Kaybetmişti. Yanında olmasını dilerdi belki. Resmi öpüp tekrar cüzdanına koydu. Etrafına bakındı. Kimse yoktu. Bu büyük odada yapayalnızdı. Tek başına kalmıştı. Sonra gözlerini yumdu. Derinlere daldı. Şimdi bir yerlere gitti. Düşlediği bir yerin içindeydi. Yüzünde anlamlı bir gülümseme oluşmuştu. Mutluydu. Eskisi gibi, belki daha iyi…
Yorumlar