Edebiyat

Dokunmak

  • 1 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Dokunmak

Sevdanın yamalıklı elbisesi altında yârin ruhuna ulaşmaktı dokunmak. Gidişlerin ardından bırakılan her bakışın yürekte açtığı yaralara tuz basmak gibiydi. Öyle acı verirdi insana öyle yakardı canını. Yoksul çığlıklarla boşluğa haykırmaktı. Çaresiz bırakırdı insanı. Yürek dokunuşları acıtırdı canını en çok insanın. Bıçak kesiği gibi.

Hasret getiren rüzgârların ellerine, gözlerine, yüreğine dokunuşu. Dokunmak aşkı avuçlarının içine almak kadar zordu, hasretler kadar ağır. Güneşin sarısına dokunamamaktı mesela hayat ya da göğün mavisine ulaşamamak.

Söylenecekleri yarına bırakmak, yaşanmışları dünde unutmak. Zamana da dokunamazdın. Saniyeler sonra neler yaşayacağını bilmez, saniyeler önce neler yaşadığını unuturdun. Sevdayı yarınlara atardın, yarınların sana ne getireceğini bilmeden. Belki ölüm dokunurdu ruhuna, dokunamadığın zamandan zamansızlığa göçerdin.

Islandığın her yağmur damlasının tenine dokunuşu. Nedendir bilinmez hüzün verirdi insana yağmur. Sanki ruhuna damlardı her biri. Sıyrılırdı ruhun umutlardan, düşüncelerden, sevdadan, hasretten, aşktan. Sıyrılır da gün yüzüne çıkardı sanki. Gözlerinde iki damla yaş, adımlarında mecalsizlik, yüreğinde yorgunluk olurdu. Yağmur da dokunurdu insana, yağmursuzluk da.

Dokunamadığın anlar vardı hayatta. Dokunsaydın büyüsü bozulurdu. Aklına kazınan binlerce an. Olduğu gibi güzeldi anlar. Yaşandığı gibi, bıraktığı izler gibi. Hatırladın mı efsunlu bir el dokunurdu yüreğine. Yüzünde bir tebessüm olur, şimdileri unuttururdu. Dört bir yanını sarardı o tebessüm bırakan anlar. Hiç bitmesin dediğin anlar. İşte böyle dokunurdu geçmiş, böyle dokunurdu anılar.

Dokunmanın binlerce tarifi vardı kalpte.

Ama dudaklarda sadece iki kelime.

Etiketler
hayat Söylemek Dokunmak

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap