Kültür Sanat

Eski İftarlar İftiharla Sunar

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Eski İftarlar İftiharla Sunar

Çok klişe olduğu hakkında tereddüt etmediğim bir cümleyle başlıyorum, kimsenin buna itiraz edeceğini de düşünmüyorum tabi. Diyeceğim şu ki; nerede o eski ramazanlar? Bunu kızgın bir şekilde değil de hüznün ve arayışın zirvelerinden soruyorum. Bu soruyu sormayan nesil yoktur diye de düşünüyorum. Evvel vakitte, evvel dediğim de zillere basıp kaçılan, oyun oynanan evin önünden kovulunan, arkadaşımın annesinin bana kendi annemmiş gibi davrandığı, bakkala gittiğini gördükleri anda bütün mahallenin sana sipariş verdiği, komşunun komşuya güvendiği hatta komşuların birbirlerinin adını bildiği vakitleri kastediyorum. Ramazan ayının ilk günü, öğlen vaktinde oruca mola verdiğimiz (halk arasında çocuk orucu denir) ilk günün iftarında bütün aile fertleri sofraya oturmuş; çay tabağında tuz, hemen yanında küçük bir kasede hurmalar, tabakları hazır olmasına rağmen soğumasın diye masanın köşesinde bekletilen çorba tenceresi ve derin bir sessizlik… Ramazan haricinde görmekte güçlük çekeceğiniz mükellef bir sofra lakin dokunmak serbest; yemek haram.

Babanızın iş yorgunluğuna açlığı da eklemiş, sofranın başında. Anneniz kenarda duran çorba tenceresinin yanında, masanın mutfağa en yakın kısımda, bütün maharetini sermiş masaya. Varsa abiniz ya da ablanız ki çoğunun gözlerinden uyku akar, orucun yarısını uykuya yarısını kendine ayırmışlardır. Elleri bardakta sessizliğe ortak olmuşlardır. Masanın diğer tarafında ise -eğer onları görecek kadar şanslıysanız- masaya ilk önce oturan ve en son kalkan ev ahalisi dede ve neneniz. Peki ya sen çocuk, sen neredesin? Ezana az kaldı hala yoksun. Çocuk orucunla gelecek ramazanlara hazırlık yapan çocuk… Herkes masanın başında sen neredesin?

Beni mi merak ettiniz? Kendimi takdim edeyim. Adım Zekeriya. Şu an herkes evde beni bekliyor. Aslında beklemeyebilirler ama benden istedikleri şey mühim. Ben şu an terler içindeyim. Ramazan olmasa annem bu halime çok kızar, biliyorum. Ama ramazan ayındayız ve annem bu ayda sabrın sınırlarını zorluyor. Bir keresinde; “Ramazan ayı sabır ayıdır evladım, açlığa, susuzluğa sabretmek, kızdığın zaman sabrınla öfkeni yenmenin ayıdır ramazan ayı.” demişti. İşte bu yüzden seviyorum bu ayı. Sokaktan üç dört arkadaş uzunca bir insan kuyruğunun arkasındayız. İçerisi çok sıcak ve çok ses var. İleride birileri bizim yan komşu Salih amcanın ismini bağırıyor: “Salih Bey, tırnak pide hazır!” Ardından diğer sokaktaki Metin amca: “Yumurtasız çıktı Metin abi, hazır.” İsmi okunan pidesini alıyor ve çıkıyor. Babamın demesine bakılırsa bizim pide ezana beş dakika kala çıkacak. Ezana ne kadar var onun farkında bile değilim. Avucumun için de eski parayla iki bin lira var. Tabi ki terden ıslanmış paralar. Sıranın ortalarında üç arkadaş koyu muhabbet içindeyiz. Taş kağıt makasla vakit geçiriyoruz. Gün içinde oynadığımız mahalle maçında yaptığımız hareketleri birbirimize iştahlı iştahlı anlatıyoruz. Kimin camını ne zaman kırdık, hepsini tekrar yâd ediyoruz. Hangi kıza kim sevdalanmış onu konuşuyoruz. En sonun da bugün kaç saat dayanabildik oruca onun yarışına giriyoruz. Hatta bir iki saat fark attım yalanını da atmıyor değildik hani. Biz, bu muhabbetin içinde yoğrulurken sanki babamın ismini duymuş gibiyim ama emin değilim. Hemen kulak kesiliyorum ve bir daha duyuyorum; “Zekai abi burada mı? Çıktı bol susamlı.” En sevdiğim. Bol susamlı ve kabarmış, dumanı üzerinde ramazan pidesi. Tabi hayal etmenin sırası değil şimdi. Babamın ismi tekrar okunadursun ben koca koca amcaların aralarından sıvışarak en öne geçmenin gayreti içindeyim. Elimdeki parayı düşürmemem gerek. En son sesimle kalabalık içinde bağırıyorum: “Ben Zekai’nin oğluyum, pide benim.” Eğer mahallenin haylazı olmayı başardıysanız sizi herkes tanır. Ben ulaşamadığım için pide bana ulaştı. Amcalar sağ olsun. Paramı teslim ettim. Beyaz kağıda sarılmış pidenin bize ait olup olmadığını pidenin kenarına yapıştırılmış “Zekai abi” notundan anlamıştım. O zamanlar boyumuz ufak tabi, pide benim boyumun yarısı kadar. Kucaklayarak pideyi koştum eve. Ezana ne kadar kaldığını öğrenmek çok da zor değil. Eğer karşı komşu Nurten yenge balkonda değilse ezanın okunması an meselesi demektir.

Özenle hazırlanmış iftar sofrasının dua ile yapılan açılışını tekrar dua ile kapatıyoruz. Evin hanımları sofrayı toparlarken erkekler akşam namazına durmak için saf tutmuştu. Namazımızı kılmış ailecek oturmuş çayımızı yudumlarken babam söze girdi:

“Nerede o eski ramazanlar? Bizim zamanımızda böyle miydi? Her gün bir komşu evine birini davet ederdi. Kendi evimizde iftar yapmazdık neredeyse. Tabi ekonomik kriz var. Evinde ağırlayacak durum kalmadı ki kimsede.”

Babam bir kere ekonomiden girmeyedursun yoksa susmaz. Aslında şöyle olmalı böyle olmalı derken siyaset meydanı olurdu evin salonu. Babam içini iyice döktükten sonra sıra dedeme gelmişti. Rahmetli başladı o da demlenmeye ve söze girdi:

“Nerede bizim zamanımızdaki ramazanlar? Elde avuçta hiçbir şey yoktu. İki parça kuru ekmekle iftar yapardık yeri gelince. Ama Cenab-ı Hak yine verirdi bereketini o zamanlar. Aç olan doyar, açıkta olan giyinirdi. Şimdi kimsede ihlas kalmadı ki bereket bekliyoruz Ramazandan.”

Herkesin dert yandığı taraf başka taraf, farklı tabi.

Peki ya şimdi, evvelden çıkın ve şimdiye dönün. Çocuğunuzun telefonundan daha samimi arkadaşı yok desem yeridir. Pide kuyruğu mu? Bırakın o kuyruğa girmeyi, öyle bir kuyruk görmemiştir bile. Biz yine soframızı kuralım ve oturalım iftar sofrasına. Babamız büyük ihtimalle davete gitti, annemiz izlediği programa dalmış yemeği zar zor hazırlamış, dedemiz ve nenemiz bizim ayrı ev sevdamızdan dolayı masada yoklar. Biz mi? Şu an elimizde telefon ezanın okunmasını bekliyoruz. Hatta beklerken boş durmuyoruz, sofranın fotoğrafını çekip olan var olmayan var demeden sosyal mecranın çöplüğüne sallıyoruz. Gizli makbul olan ibadetlerimizi ifşa etmekten haz duyuyoruz son zamanlarda. Yıllar geçecek, belki olmayacağız. Çocuklarımız da diyecek; “Nerede o eski ramazanlar”.

Şimdi soruyorum efendim: Kimin eski ramazanlarına muhtacız? Bizim mi, babamızın mı, dedemizin mi?

Etiketler
Ramazan iftar eski ramazanlar ramazan pidesi ezan mahalle çocuk orucu

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap