Psikoloji

Fıtratın Kodları/İnsanın Başına Gelen Olayların Sebepleri

  • 8 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Fıtratın Kodları/İnsanın Başına Gelen Olayların Sebepleri

Geçen ki yazı bu yazıma temel oluşturacak bilgiler içeren bir yazıydı. Daha çok 'Fıtrat Nedir?' sorusu üzerinde ilgili âyetlere, hadislere ve alimlerin tefsirlerine değindim. Fıtrat bizlerin 'kâlu belâ'da Allah bizleri huzurunda toplayarak bizlere hitaben: اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) diye sormuştu. Ruhların da bu soruya cevaben: "قَلُوا بَلى (Evet, sen bizim Rabbimizsin. Ancak sana ibadet eder, senden yardım dileriz)" dediğini aktarmıştım. Ancak dünyaya gönderildiğimizde bu sözümüzü unutmuş olduğumuzu ve bu unutma durumunda bu durumu yaşamadığımıza yorduğumuzu ifâde etmiştim. Bu yorumun yanlış olduğunu ve neden yanlış olduğuna da değinmiştim. "Ruhlar aleminde verdiğimiz sözü neden hatırlamıyoruz?" ve "Kalu Bela'da Verilen Söz" başlığını inceleyebilirsiniz. Fıtrat ile ilgili temel taslağı oluşturduktan sonra gelelim asıl meselemize yani bu yazıyı asıl olarak yazılış amacımıza :)

İslam dini, insana özel bir yer vermiş bir dindir. Yaratılış gayesinden başlayarak insanın, dünya hayatından ölüm ve ötesine, bireysel yaşayışından sosyal etkinliklerine, ruh ve duygu aleminden beden ve şekline kadar hayatının her safhasıyla ilgilenmiştir. Kur'an-ı Kerim'de insanın yeryüzünde halife olmak üzere1 en güzel bir biçimde, ölçülü ve dengeli bir şekilde yaratıldığı2, çeşitli nimetler, imkanlar ve güzelliklerle donatıldığı3 bildirilmiştir. İnsanı en güzel bir şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına izin vermiştir. Kur'an-ı Kerim'de, iyi ve güzel şeylerin helâl, kötü ve çirkin şeylerin ise haram olduğu bildirilmektedir.4 Bir ayette: "De ki: 'Allah’ın, kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?' De ki: 'Bunlar, dünya hayatında müminler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.' " buyurulmaktadır.5

Hz. Peygamber, güzel giyinme hakkında kendisine yöneltilen bir soruya: "Allah güzeldir, güzelliği sever" şeklinde cevap vermiş 6, kendisi de hayatında daima temiz ve düzenli olmuş, sade ve güzel giyinmeyi, güzel koku sürünmeyi teşvik etmiştir. Yine yukarıda yazdığım gibi İslam'da, insanın doğuştan getirdiği özellik ve şeklinin değiştirilmesi ve bu amaçla yapılacak her türlü estetik ve tıbbî müdahale hoş karşılanmamış; fıtratı bozmayı hedef alan müdahaleler olarak kabul edilmiştir. Fıtratı bozmayı, yaratılışı değiştirmeyi hedef alan tasarruf ve müdahaleler ise, yasaklanmıştır.7 Fıtrat, insanın hem ruhi hem de fiziki bakımdan yaratılıştan sahip bulunduğu temel özellikleri de ifade eder. Estetik maksatla vücudun bazı bölümleri veya organları üzerinde yapılan, asli yapıyı değiştirmeyecek/değiştirilmesi çok riskli olan organların üzerinde yapılan değişiklik ve müdahaleler fıtratı bozmaya yönelik davranışlardır. Mesela çağımızda son derece meşru gibi gösterilen ve parası neyse verilen estetik ameliyatlar genel olarak ya dikkat çekmek ve daha güzel görünmek ya da tedavi amacına yönelik olmaktadır. Dikkat çekmek ve daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslâm dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri yontarak seyrekleştirmek gibi ameliyeleri; yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır.8 Buna karşılık vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun yaptırılmasına Hz. Peygamber müsaade etmiştir.9 Buna göre hastalık sebebiyle saçları dökülenler, kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan yada sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez.

Bu hükümleri uygulamayan insanların başlarına gelen türlü bela, musibetler ve hastalıklar vardır.

Mesela zayıflamak ve çok ince görünmek isteyen mankenler, ünlüler, halktan insanlar sağlıksız ilaç, diyet gibi şeylere yönelirler. Normal kilosu 65 olması gerekirken bu insanlar 40-45 kilo olmak ve daha ince ve iyi görünmenin aslında iyi bir şey olarak görürler. Sonuç olarak besinsiz, vitaminsiz, fiziksel olarak zayıf, dokunsan ölecek/kırılacak hâle gelirler. Bu insanların yaptıkları birer yeme bozukluğudur ve Psikoloji ilminde bu anoreksiya ve nervozadır. Anoreksiya ve nervoza mağduru bireyler kilo almayı önlemek veya kilo vermeye devam etmek için, genellikle yedikleri yiyecek miktarında ciddi kısıtlamalara giderler. Vücudun ihtiyacı olan kalori alımını kontrol etmek için yemek yedikten sonra kusabilirler veya müshil, diyet hapları, diüretikler veya lavman gibi araçları kötüye kullanabilirler. Buna ek olarak aşırı egzersiz yaparak kilo vermeye çalışabilirler. Anoreksiya nervoza mağduru bireyler için verdikleri kilo miktarı yeterli gelmez ve kilo almaktan korkmaya devam ederler.

Bir kavram daha var ki bu bulumia nevrozadır. Bulimia nervoza, ciddi ve potansiyel olarak hayati risklere yol açabilecek bir yeme bozukluğudur. Bulimia hastaları genellikle gizli bir şekilde, aşırı miktarlarda, kendilerini durduramadan ve kontrollerini yitirerek yemek yiyebilirler. Bu yeme ataklarının ardından da aldıkları fazla kalorilerden sağlıksız bir şekilde kurtulmaya çalışırlar. Bulimia hastaları tarafından fazla alınan kalorilerden kurtulmak ve kilo alımını önlemek için farklı yöntemler kullanılabilir. Örneğin, aşırı beslendikten sonra düzenli olarak kusma yöntemini seçebilir veya laksatiflerden (kabızlık), kilo kaybı takviyelerinden, diüretiklerden yani idrar açıcılardan veya lavmanlardan gereksiz yere faydalanıp bunları kötüye kullanabilir. Bunların yanı sıra ya da bunlardan bağımsız olarak oruç, sıkı diyet veya aşırı egzersiz gibi kilo alımını önleyeceği düşünülen alternatif yolların da kullanıldığı vakalar görülür. Bulimia hastası olan bireyler genellikle kendi kiloları ve vücut şekillerine takıntılı bir yaklaşım sergilerler.

Birey, sahip olduğunu düşündüğü kusurlar için kendisine ciddi ve sert bir önyargı ile yaklaşır. Bunların sebebi nedir?
Akran baskısı, özellikle genç kızlar arasında zayıf olma arzusu, obsesif-komplesif kişilik özellikleri, mükemmeliyetçilik, Yüksek derecede anksiyete (Yeni bir okul, ev, iş, bir ilişki ayrılığı veya sevilen birinin ölümü veya hastalığı gibi değişimler duygusal stres), can sıkıntısı, besinin kendisi, stres ve vücudunu beğenmeme gibi şeyler sebep olabilir. Peki sonuçları nedir? Bunların sonuçlarına baktığımızda öz saygıda eksiklik, ilişkiler ve sosyal işlevsellik ile ilgili sorunlar, adet dönemi düzensizlikleri, alkol veya uyuşturucu kullanımı, anksiyete, depresyon, çeşitli kişilik bozuklukları veya bipolar bozukluk, aritmi veya kalp yetmezliği gibi kalp sorunları, bireyin kendisine zarar vermesi, dehidrasyon, böbrek yetmezliği gibi yetersiz beslenmeye bağlı tıbbi sorunlar, diş çürümesi veya diş eti hastalıkları, intihar düşünceleri veya intihar denemesi, sindirim problemleri, açlığı reddetme veya yememek için bahane uydurma, başkalarının yanında yemek yemeyi istememek, cinselliğe ilginin azalması, duygusuz görünme, kat kat giyinerek kendini örtme, kilo alma korkusu ile sürekli tartılma veya ölçülme, ne kadar yemek yendiği konusunda yalan söyleme, sinirlilik, şişman uzuvlara sahip olmaktan şikayet etme, şişmanlık belirtisi olarak algılanan kusurlar için aynada sık sık kendini, kontrol etme, sık sık öğün atlama veya yemeyi reddetme, sosyal olarak geri çekilme, uykusuzluk, yalnızca genellikle yağ ve kalorisi düşük olanlar birkaç besin türünü güvenli, yiyecekler olarak tanımlayıp, başka besinleri yememe, yemeği çiğnedikten sonra yutmadan tükürmek gibi beslenme, ritüelleri benimseme, yemek ile takıntılı olma ve çok karmaşık yemek yapsa dahi yemeyi reddetme... Daha sayabilirim ama gerek yok, her şey gün gibi ortada... Ben burada gerek hastalık olsun gerek kişisel tercihin ne tip olumsuz sonuçları olduğunu örnekleriyle göstermeye çalıştım. Malum bir şeyi anlatıyorsak bunun neden ve sonuçlarına da değinmeliyim diye düşünüyorum çünkü bizim insanlarımız araştırmadığı ve bilimden uzaklaştığı için kaybediyor, hastalanıyorlar. 

“Havalı, yaratıcı, cesur…” bir davranış olmaktan öte bir davranış olan dövme denen illet de var ki insanlar bunu tarz olarak görüp doğal yani fıtrata göre olması gerekenin üstüne oynamalar yapıp yine çok riskli hastalıklar ile karşılaşırlar. Bunlar dövme yaptırmanın en yaygın riski cilt kanseri ve sonrasına gebelik sırasında bebeğin gelişimini de olumsuz etkiler. Çeşitli deri hastalıklarına davetiye çıkarır. Tetanos, genital uçuk ve hepatit B hastalığına da neden olabilir. Lenf bezi (Yüzeysel ya da derin mevzilenerek vücudun her yanına dağılmış pirinç ve zeytin gibi deri altındaki tanecik) iltihabı, alerjik reaksiyon ve keloid (aşırı hücre üretimi sonucunda anormal yara iyileşmesi durumudur.) türü hastalıklar da dövme sonrası gözlemlenebilir. Hijyenik koşullarda gerçekleştirilmeyen dövme yaptırma operasyonu ciddi enfeksiyonlara neden olur. AİDS türü hastalıkların rastlanması olasıdır. Peki dövme neden yapılıyor?
İşte buyurun bir savunma (!): “Annemin anısını yaşatmak, hayatımın dönüm noktasını unutmamak, sevgilimi sevdiğimi somut olarak göstermek...'' Belki de başlarda herkesin kulağa hoş gelen ancak annesinin anısını yaşatırken kendi fıtratına zulmeden ve sonradan karşılaşması çok olası olan yukarıda saydığım dertler ve musibetler ile karşılaşacaktır. İşte bu yüzden başımıza türlü bela ve musibetler geliyor diye düşünüyorum. Çünkü akıl fıtrata uygun kullanılmayıp yukarıda saydığım nefsin heva ve heveslerine hizmet eder halde kullanılıyor. İstikamet ve selametten uzaklaştığımız için ve bize verilen uzuvları ve malı doğru yerde ve doğru şekilde kullanmadığımız için çok şey kaybediyoruz.

İşte hassas bir soru: Fıtrata uygun davranış sergilememe halinde bu kodlara ne olur? Mesela insanın fıtratında iyilik yapınca sevinmek; kötülük yapınca üzülmek, pişman olmak gibi haller vardır. Kötülük yaptıktan sonra sevinen insan nasıl bir insandır? Bu normal midir? Nasıl ki toprağa yağmur yağmaz, çorak toprak ekin vermez ise bu durum insanda da geçerlidir. Merhamet, iyilik ve tevazu yağmurlarını insan üstüne yağdırmadığı sürece insanlar çorak toprak gibi verimsiz olacaklardır. İyi ve temiz yemek ve giymek; geceleri sabaha kadar film izlemek yerine vaktinde uyumak ve uyanmak; belli zamanlarda spor/egzersiz yapmak gibi sağlığımıza iyi gelecek şeyler yapmadığımız için olumsuzluklarla karşılaşırız ki spor ve egzersiz, bizleri obez olmaktan kurtarıp psikolojik olarak da bizlerin yaşam kalitesini arttıracaktır ve yine gece uyumayan ve gündüz de kalkmayan bireylerde de psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar (Tükenmişlik, iştahsızlık, halsizlik, başın zonklamaları, hareketsizlik vs.) baş gösterir. Yazdığım tüm olumsuz şeylerin sonucunda maddi ve manevi hasarlar meydana gelir. 

Sağlam yapılmayan ve malzemesinden çalınan binalar yıkılmaya mahkumdur.

Çünkü binanın yapılma şekli ve gerekleri yerine getirilmemiştir. Bunun üzerine bina yıkılır. Sabahtan beri yazdığım olumsuz her olayın olabilecek bir sonucu... Maddi ve manevi ihtiyaçlarını iyi bir şekilde temin etmeyen insanların hastalanması, depresyona girmesi, dert ve musibetler ile karşılaşması ve hatta Allah muhafaza intihar etmesine kadar varan durumlar... Çünkü Fıtrat'ın Kodları hasara uğratılmıştır. 

Fıtrata uygun hareket etmezsek vallahi malzemesi çalınmış, eksik binadan; yağmur yağmayan çorak topraktan farkımız kalmaz ve verimsiz bir insan oluruz.

Fıtratımıza uygun hareket etmek dileğiyle :)

Selam ve dua ile.

-Kaynaklar-

  1. (Bakara 2/30)
  2. (Tîn 95/4)
  3.  (Beled 90/4,8-10; Mülk 67/23; Nahl 16/8, 12; Hac 22/65; Lokman 31/20)
  4. (Mâide 5/4-5)
  5. (A'râf 7/32)
  6. (Müslim, İman, 41)
  7.  (Nisa 4/119)
  8. (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libas, 33)
  9. (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31)
Kaynak 1: https://islamansiklopedisi.org.tr/fitrat
Kaynak 2: https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/anoreksiya-nervoza/#belirtiler
Kaynak 3: https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/bulimia-nervoza/#nedenleri
Kaynak 4: https://kurul.diyanet.gov.tr/Karar-Mutalaa-Cevap/2945/estetik-ameliyatin-dini-hukmu
Etiketler
blumia nevroza Anoreksiya nervoza Dövme Özgüven eksikliği selamet ve istikamet obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu anksiyete depresyon bipolar bozukluk aritmi veya kalp yetmezliği zayıf olma arzusu Stres vücudunu beğenmeme alkol ve uyuşturucu diyet egzersiz obezite Spor Fıtrat Fıtrat Nedir? Yaratılış Kalu Bela ahd söz Misak Kur'an Ayet Hadis Sünnet

Yazar Hakkında

Ömer Güncü

Adıyaman Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 2023 Mezunuyum. Çeşitli yardım kuruluşlarında ve sivil toplum kuruluşlarında yer aldım. Adıyaman Gençkızılay'da İl Baskan Yardımcılığı, Sosyal medya uzmanlığı, AFAD Adıyaman Baskanlik gönüllüğü, medya ve görüntüleme birimi sorumluluğu, Ahbap Hatay  Projesi Egitmenlik görevi. Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği üniversite komisyonu teşkilat başkanlığı gibi görevlerde yer aldım.

.

Çok gezip, çok okumayı seven birisiyim. Okuduğum kitaplar ağırlıklı olarak psikoloji, din ve sosyoloji üzerinedir. Roman okumayı da çok severim. Psikoloji, din ve sosyoloji gibi alanlarda araştırma yapmaya yazılar okumaya ve bunlar üzerine yazmaya hevesli birisiyim. Çevremce işkolik olduğum söylenir. Ben kendimi geliştirmek, ilim ve irfan öğrenmek pahasına işkolik olmaya razıyım :) Hayatımın Gayesi; önce kendime, sonra dünyama faydalı olmak ve katkıda bulunmaktır. İnanıyorum ki kendimi değiştirirsem, ailemi, milletimi ve dünyamı değiştiririm. Yazılarım makale tarzı olup akıcı bir üslup ile yazılmıştır. Okurken kendinize bir şeyler katacağınıza eminim. İyi okumalar :)

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap