Görüntümüze Zeval Gelmesin
- Esra Çakan
- 25 Aralık 2016 - 20:28
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Evlere, eşyalara, kılıklara bağlılık. Evleri, eşyalar ve yiyeceklerle doldurup içerlerinde mutluluk parçaları aramak. Duvarlarla çevrili eşya ve yiyecek depolarından yuva olmalarını ve bizi mutlu etmelerini bekler olmak… Bunların hepsi manen aç olmakla ilgili değil mi? Ve daha acısı bu açlığın verdiği uyuşuklukla asıl ihtiyacın farkına dahi varamamak. Onu aramamak. Hastalığı daha da ileri taşımıyor mu? Konseptler, metrekareler, tarzlar ve kombinler arasında yemek, içmek ve uyumak ekseninde kuruluyor şimdi bütün rüyalar. Sebep ne? Onaylanmak delisi olmamızın, sürekli kendimizi pazarlayan hallerimizin, iyilikler de bile bir gösterilme isteğinin yatar oluşunun sebebi ne? Yalnızlık mı? Belki.Sürekli almak ve satmak devinimi ile geçen hayatlar içinde kaç kişi gerçekten sevildiğini bilerek ve gerçekten sevdiğini hissederek yaşıyor ki, istatistiği tutulabilseydi rakamlar korkunç olabilirdi neyse ki bu mümkün görünmüyor. Evlere, eşyalar ve yiyecekler tıkıştırıp mutluluğun gelmesini bekliyoruz. Renkli rüyalarımızın bile tamamına yakını mekanlardan ibaret. Ve sonuç mekanların içinde yaşayan, birbirine beden olarak yakın ancak ruh olarak uzak insanların fotoğrafımız kusursuz olsun çabası. Sürekli bir zamanla sevmeye çalışmak uğraşı. Yahut sürekli abartılı sevgi gösterileri, şaşalı aşk ilanları ile roman karakteri modunda yaşama hali. Alışverişe dönmüş hayatlar. Bana verdikleri, benden alacakları, bana sağladıkları ve karşılığından benim ona sağlamam gerekenler vs. hesaplarıyla dolmuş bir iç alem.En çekirdek ilişkide bile karşılık kelimesinin geçtiği bir zamanda ben, saf iyiler ve gerçekten sevebilenler insanlığın acil ihtiyacı diyorsam bu romantik bir arayış sayılmaz bu gerçek bir yokluğun alarmıdır.
Aslında kelimenin tam manasıyla ayranımız yok içmeye ama tahtırevanla seyahat ederek dostların alışverişte görmesini sağlıyoruz.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar