Fikir Düşünce Medeniyet Toplum Aile

Hastalık...

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Hastalık...

Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur!

Tabi ya öyle değil mi? Bu durumda "dost kazığı" olgusu da şirin, sempatik ve pıtırcıklı hareler saçan bir sevimlilik, bir muziplikten ibaret... Yok canım daha neler? Kazanmayalım mı yani? Kazan güzel kardeşim kazan. Ama sen şerefsizsin, adisin. Para değil, takasla bile değer sahibi değilsin. İnsanlar zor durumdayken kiraları yükselten aşağılık domuzun tekisin. "Kara borsa" ismi takılmış yozlaşmış ahlaksız ticareti adeta bir din gibi benimseyip iman etmiş kahpe bir çamursun. Zannediyorum hastanede doğumdan sonra karışmış bir fahişenin çocuğusun. Namuslu, helal lokma yemiş anne babadan senin gibi bir pisliğin gelmesi mümkün değil. Annen seni kendi çalışma şartlarında besleyip büyütemediği için bilerek karıştırmış, orada dünyaya getirip bırakmış da olabilir. Sen! Toplumun her kesiminde gerek bakkal, gerek kasap, gerek tuhafiyeci, gerek tüpçü, benzinci, ekmekçi ve daha nice meslek guruplarına bir "virüs" gibi bir kanser hücresi gibi yerleşmiş lanet bir hastalığın pençesindeki bir illetsin! Dinin umrumda değil. Ama insan da değilsin. Hayvan bile olamazsın. Sahibinin mezarı başında geceleyen bir köpeğin vefasından, bir kap yemek verdiğinde sırnaşıp sevgi gösteren kediden daha... Sana ağza alınmayacak ne kadar şey söylesem de para için namusunu satan bir fahişeden farkın olmadığı için anlayamayacaksın. Senin tek ilahın olan "para" da bir gün yok edildiğinde kimin cennetine gireceksin? Hangi bankanın kasasında serinleyeceksin? Herkesten özür diliyorum. Evet maalesef benim milletimin yarısı şerefsiz, diğer yarısı da ahmak...

Evet ahmak! Seninle de iki kelam edelim. Bak beyinsiz, keneleri besleyen senin damarındaki kan. Tüketici, tüketmemekten gelen gücünü kullandığında kimse kimseyi kazıklayamaz, kara borsa denilen ve umumhanelerden bile daha necis olan bu olgu yerle bir olur. Sen, mercimek kadar beynin ve bir kum tanesinden daha küçük aklın ile para dökerek ölüme karşı koyacağını sanan aptal! Alma! Alma ya... Bir gün, on gün, onbeş gün alış veriş yapma. Alternatif üret. Her kıtlık ve zorluk durumunda ortaya çıkardığın bu canavarı beslemeyi derhal kes. Bir gün yeme gebermezsin. Yeme ki bunlar rağbeti görüp bu namussuzluğu yapamasınlar. Elin falan mahkum değil. Sadece beynin yok. Ölüm korkusu boşaltım organlarının en ucuna kadar seni tutuşturmuş. Bu kadar mı korkunç? Kazığını nereye çakacaktın?

Yine de sana bir şey diyeyim mi? ÖLECEKSİN! Kaçarı yok...

Her neyse.... Gelelim şu ceza yaptırım meselesine.

Dolandıranlarla birlikte dolandırılan herkese de ceza verilmelidir. Fırsatçılar kadar onları adeta teşvik eden ve mahkum olmadığı halde "eilimiz mahkum" deyip paranın her şey çözeceğine iman eden aptalların da ceza alması elzemdir.  Hadi size o bedava beyninizi kullanmak için bir fırsat vereyim:

"Bizim asil milletimiz ne ara bu kadar şerefsiz, domuz, aşağılık oldu?"

Yazının ilk paragrafında dilediğim özür dediklerim için değil, daha içimde kalıp diyemediklerim içindir...

Etiketler
Corona karaborsa fırsatçılar salgın Kardeşlik

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap