Hayata da Mola Lütfen
- Hatice Akyıldız Yıldırım
- 4 Aralık 2016 - 06:58
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Saat 04.12, 13 oldu. Zaman ve ben ters makaralar gibiyiz. O ilerledikçe ben geriye gidiyorum. Zaman şiddetle akan bir şelale ben taşlara çarpıp duran biçare bir su damlası. Zaman ilerledikçe acım artıyor. Hücrelerimin her zerresi yorgun düşmüş işlevini yerine getirmek istemiyor. ‘Yeter’ diye haykırıyor beynim ve kalbim. Haykırıyorlar: ‘Bir bana mı sükûtun ey hayat!’ Hayatımdan kayıp gitti mutluluğun son damlaları da. Tutamadım, durduramazdım da zaten. Beni bırakmak için sıraya girmiş dostlar gibi. Asi, çekilmez biri olarak veda ediyorlar bana hayatımın içerikleri. Bir nefes alışlarım kalıyor hayata isyan eder gibi. Hayatın zorbalığına dur demek için kalıyor. Ama sadece nefes alıyorum felçli bir vücut gibi. ‘Yaşamak sana haram.’ diyor hayat sert ve kaba sesiyle. Kalbimin seslerini duymuyor gibi davranıyor. Kalbim güzellikleri anlatmaya çabalarken, yaşamı sevdirmeye çalışırken hayatın gaddarlığı önüne çıkıyor. Acımı katlıyor, susturuyor acımasız bir diktatör olarak kalbimi.
Ölümün şevkatli kolları beni ne zaman saracak diye beklemek kadar aciz kalıyorum hayatın içinde. Yüksek binalara sıkışıp kalmış yalnızlıklarla dolu bir hayat. Artık ölümün sessizliğinin çığlığa dönüşme zamanı gelmedi mi? Hayat bana düşman, ben kendime kırgın. Yaşamak yasak, gülümsemek mi adını unutturdu bana. Bir tebessüm kaldı beni terketmeyen, ama onun yeri yaşam değil ölüm. Tebessüm ve son. Herkes hayata karşı dik durduğumu sansın. Yaptıkları yıkımdan bihaber olsunlar. Çünkü ben bir bana kızgınım. Onu da tebessümle gidermek için bekliyorum.
Ölümün tadı yaşamaktan daha acı olamaz diyorum. Hayat beni terk etti, yaşam beni barındırmaktan sıkıldı ve ölüm beni beklemeye koyuldu.
Etiketler
Yazar Hakkında
Hatice Akyıldız Yıldırım
Hayata yabancı, kendine deli.
Yorumlar