Din Fikir Düşünce

Hiç (Saklı Varlık)

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Hiç (Saklı Varlık)

Allah (c.c.) her şeyi çift olarak yaratmıştır. Her şeyin artısı, eksisi vardır. Bilindiği üzere akla ilk gelebilecek örnek elektrik yükleridir. Siyah var ise beyaz da olmalıdır. Karanlık var ise aydınlık da olmalıdır. Hüzün var ise sürur da olmalıdır. Varlık var ise yokluk da olmalıdır, çünkü dengi yahut karşıtı olmayan sadece Allah (c.c.)’tır. Ne madde dünyasında ne de mana dünyasında gerçek anlamıyla “tek” olan başka hiçbir şey yoktur. Nitekim varlık da hiçlik de kendi içlerinde artı ve eksi kutupları olan olgudur.

 

Mutlak hiçlik diye nitelendirip tabir edeceğimiz bir olguyu önce zihnimiz kabul etmez. Çünkü karşıtı olarak etimizle, kemiğimizle ve benliğimizle karşısında adeta bir canlı reddiye gibi durmaktayız. Buna rağmen yine de “hiç” diye nitelendirdiğimiz olgular vardır. Bu; aslında kurulu bir sistemin çarkları arasında yer almayan herhangi bir şeydir. Cebimizde paramız yokken “Hiç yok” tabirini kullanmamız da buna bir örnek olabilir. Para aslında bizde olmasa da mevcuttur, fakat mevcudiyeti bize herhangi bir şekilde etki etmediği için bize göre o an “hiç” tir. Göreceli bir kavram olan hiçlik esas alındığında, para o an bizim için işlevsizdir. Ve genel nazarda kendisi tek başına mevcudiyetini ispat edemediği sistemde herhangi bir fiilde bulunmayan nesneler gibi, şahıslar da hiç olarak tanımlanabilir.

 

“Filanca hiçbir işe yaramaz. O bu hayatta bir hiç.”

 

“Ben bu hayatta bir hiçim.”

 

İşlevsizlik üretmemek demektir ve üretmeyen şeyler değiştirilirler. En basitinden koşu yapan bir insan hareket üretir, hareketten sıhhat üretilir. Kâinatta hiçbir enerji türünün yok olmayıp, değişime uğradığı gibi, atıl olan insanın da varlığındaki mevcudiyeti yok olmaz, artı iken eksiye dönüşür. Eğer bir sistemin içinde dönmezse, o sistemin aksi kutbunda olan karşı sistemin çarkı olup çıkar. Ve her iki taraf için de kendi içinde yer almayan şey hiç olur. Kendini bir hiç olarak gören insanın durumu da böyledir.

 

Neye göre hiçsin?

 

Kendi mevcudiyetini inkar etmiştir, ataletle kendisine verilen gücü ziyan etmiştir, iki günü birdir ve şüphesiz zarardadır. Cennet de onun için hiçtir, cehennem de. Sırat da onun için bir hiçtir mahşer de. Allah’ın emirleri, vaadleri ve ikazları onun için hiçten ibarettir; çünkü bunların hiçbiri onun hayatında yer bulmaz. Kendisini de gayr-i ihtiyari Allah’ın otoritesinin içinde bulamadığı için bir hiç olarak addeder. Bir sistemin içinde işlev yapamayan her şeyin, o sistemin karşıtı olan sistemde işleyeceğini göz önüne aldığımızda, Rahmanî sistemin içinde barınamayan da şüphesiz şeytanî sistemin bir parçası oluvermiştir. Ne yazık ki o, bunu fark etmekten de acizdir.

 

Yaratılmış herhangi bir şey asla başıboş bırakılmadığı için ya pozitif yönde veya negatif yönde hareket sergiler. ”Hiç” olmak uç noktasıdır ve hareket edilen yöne göre şekillenir. Ya her şey bir hiçtir ya da hiç her şeydir. Pozitif yöndeki hiçlik ise gerçek manasıyla hiç olmayı bilip anlamış olan dışında ulaşılmaz bir noktadır. Bu noktaya ulaşabilen insanlar da sınırlı sayıdadırlar. Zira negatif hiçlik için nasıl atalet yeterli sebep olabiliyorsa, pozitif hiçlik için de kolay olmayan bir bedel ödemek gerekiyor. Bu bedel ödenmeye niyet edildiği andan itibaren çekilen her zorluk, sarfedilen her gayret, “hiç” olabilmek için açılması gereken kapılar için birer anahtar oluveriyor. Bu hiçlik de odur ki; kulun mertebe-i şerifidir. Çünkü her şeyin, mutlak Rabbi’nin kudreti karşısında bir hiç olduğunu idrak eden insan, kendi varlığının da Allah’ın mevcudiyeti karşısında bir hiç olduğunu, bütün tasaffurun onda olduğunu idrak edip hayatını bu çizgi üzerinde idame ettirdiğinde en yüksek mertebe ile ödüllendirilir. Hiç vardır; varlığın içinde gizlidir, hiç vardır; hakiki yokluğun, kaybedişin, sefaletin ve rezaletin ta kendisidir.

Etiketler
Hiç Nokta Mevcudiyet

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap