Öykü

İki Küçük Pul

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
İki Küçük Pul

Nihayet aylar sonra geliyor postacı. Mevsimlerden ilkbahar. Suya düşmüş cemre diyorlardı ama benim kalbime düşmüştü o an, postacıyı görünce. Bir an elinden tutmuş da seni getiriyordu bana sanki. E peki neden bu kadar yavaş yürüyor ki. Nasıl hissedemiyordu sana olan özlemimi. Kalbimin atış sesini bahçedeki kuşlar, ağaçlar hatta köpeğimiz bile duymuştu oysaki. Bende ki değişikliğin farkındaydı o da. “Ne oldu sana” der gibi gözlerini gözlerime dikmiş, havlayıp duruyordu. Postacı ise salına salına geliyor, yolun başından beri muhabbet etmedik kimseyi bırakmıyordu. Onun her adımı heyecanımı arttırıyordu. Al işte şimdi de çay ocağında oturdu. Dudaklarını okuduğuma göre bir çay bir de su istedi. Susamış belli ki. Ama bilmiyor ki ben sana susamışım. O susuzluğunu giderdi. Ya ben…

Bir bardak çay kaç yudum eder ki? On mu yada on beş derken ılık bir esintiyle kokun geliyor. Artık eminim mektubunun geldiğine. Bahçede beraber ektiğimiz hanımelinin kokusuna karışmış inceden inceye hissettiriyor kendisini. Hanımeli demişken evimizin yola bakan tarafındaki çitleri yarıdan yarıya sarmaladı. Ben de yazıyorum sana. Bana getirdiğin o telli defter var ya işte ona yazıp duruyorum . Sen karşımdaymışsın gibi konuşur gibi. Ama gönderemiyorum. Biliyorsun köy yerinden zor oluyor. Haber saldım herkese şehre gelen olursa göndereceğim sana. Bunlarla hemhal olmuşken postacı sesleniyor ve göz göze geliyoruz. Yine mavi bir mektup ve arkasında ki güzel pul. bakıyorum uzun uzun. Ne kadar süre dolaştı ellerin kağıdın üzerinde bilmiyorum. Bu yüzden önce kokluyorum sonra göğsüme bastırıyorum. Kimsenin beni rahatsız etmeyeceği bir yerde okumaya başlıyorum. Kim bilir yine şehrin hangi güzelliklerini anlatıp özendirdin. Hangi olumsuzluklarını anlatıp yakındın. Ama en önemlisi bana olan özlemini hangi güzel cümlelerle getirdin her kelimesini dinlemeye doyamadığım dilinle.

Böyle yaşanmışlıkları artık hikaye gibi anlatıyoruz çocuklarımıza. Eskiden gurbette olan sevdiklerimizin yüzüne dikkatlice bakar en ufak çizgileri bile hafızamıza kazırdık. Unutmaktan ve unutulmak dan korkardık der eskiler. Şimdilerde ise artık istediğin an istediğin yerde online bağlantılar yapılıyor. Yurtdışıyla bile yüz yüze görüşüyoruz. Mesela hislerimizi emojiler belirtiyor artık. Bu yüzden anlamsız geliyor artık bayram mesajları. Evet çok güzel bu teknoloji uzakta ki sevdiğinin sesini bir tuşla duyabilmek dünyalara bedel. Ama bu yaşanmışlıkların da yeri bir başka.


Yazar Hakkında

Fatma Çoban Kezer

Aile sosyal ve yaşam danışmanı

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap