Din Edebiyat Fikir Düşünce

Kendin Dışında Her Şeyi Olduğu Gibi Kabullen !

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Kendin Dışında Her Şeyi Olduğu Gibi Kabullen !

Şu koca kâinatta değiştirebileceğimiz tek şey kendimiziz. Güneş sana göre doğmaz. Ay, isteğin üzerine şekillenmez. İnsanlar, sen iyi hissedeceksin diye kendilerinden taviz vermez. Kurallar değişmez. Bunların değişme ihtimali olsa da insanın buna gücü yetmez. Tabiatıyla kabullenmediğimiz her varlık, imtihanımız olmaya mecburdur.

Mülkün sahibi Allah’tır ve O öyle takdir etmişken kula düşen, olduğu gibi kabullenmektir. "Rabbim bunu böyle yaratmış." diyebilmektir. Aksi haddi aşmaktır. Haddi aşana imtihan müstahaktır.

Girişte kendimizi değiştirebileceğimizi söyledim ise de aslı öyle değil. Aslında anlayalım diye “değişmek” diyorum. Yoksa onun asıl adı “dönmek”tir. Öz’e, Allah’a, Ev’e… Varmaktır; asıl olana, tevhid’e, güzel olana… Arınmaktır; nefisten, dünyadan, sahte olandan, kötülükten, hasetten, cimrilikten, tembellikten... Ne çok arınmamız gereken şey var, bakar mısınız?

Oysa dönmemiz gereken tektir. Ne çok şey katmışız kendimize... Arınmamız gereken… Kendimizle o kadar işimiz var ki başkalarıyla, hayatın kurallarıyla ilgilenmekten dönüp kendimize bakmaya fırsat bulamıyoruz. Oysa vakit kısıtlı. Üstelik her an bize ayrılan süre sona erebilir. Kendi isteğimizle dönmekten ne kadar kaçsak da bir gün hepimiz eve döneceğiz. Ya kendimizle ne götüreceğiz? Buna siz cevap verin...

“Akıllı kişi, nefsini hesaba çekerek nefsine hâkim olup ölüm sonrası için çalışandır. Âciz ve zayıf kimse ise nefsini arzularının peşine takıp da kurtuluşunu hiçbir iş yapmaksızın ‘Allah beni bağışlar’ diye hayal kurarak Allah’tan bekleyen kimsedir.”
(Tirmizî, Kıyâme 25)
Haydi biraz da kendimize bakalım. Önce kendimizi, sonra elimizin yetiştiği her şeyi ve herkesi güzelleştirelim. Fıtrata dönelim diyorum, fıtrata! Güzel olan odur. Geldiğimiz yeri unutmayalım diyorum. Allah’ı diyorum, Allah’ı… Ebedî ve ezelî olan. Onun dışında her şeyin yaratılmış olduğu... Sonsuz merhamet sahibinden söz ediyorum. Düşünelim, tefekkür edelim:

“Sonra onu düzeltip şekillendirdi ve ona ruhundan üfledi. Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!”
(Secde, 32/9)
O gönüller kimlere yuva şimdi? O kulaklar hangi kapıların eşiğinde? O gözler nerelere dikmiş bebeğini? Ruhundan üfledi… Ruh üflemedi. Ruhundan üfledi! Ondan olan bir parçayı nerelerde gezdiriyorsun? Ne hakkın var? Ondan olanı sahiplenmeye? Malın gibi kullanmaya? Kendinin sanmaya ne hakkın var? Sormazlar mı adama? Sorarlar elbet...

Madem:

“Nefsini arındıran gerçekten kurtuluşa ermiştir.”
(Şems, 91/9)
O hâlde bizler de, iki cihan serveri Efendimizin buyurduğu üzere akıllı kişi olma yolunda, Rabbimizin de vahyettiği gibi:

“Ve de ki: Rabbim, beni dosdoğru bir girişle girdir, dosdoğru bir çıkışla çıkar. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.”
(İsrâ, 17/80)
Ve sonra bir ayet daha sesleniyor ötelerden:

“Şüphesiz ki ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da dosdoğru olanlara, melekler iner ve der ki: ‘Korkmayın, üzülmeyin! Size vaad edilen cennetle sevinin!’”
(Fussilet, 41/30)
Rabbimiz Allah’tır; isteklerimiz değil.
Rabbimiz Allah’tır; sevdiklerimiz değil.
Rabbimiz Allah’tır; elde ettiklerimiz değil.

Kabullendik Allah’ım! Yarattıklarını tabiatıyla… Kötüleri kötülükleriyle… Şeytanı kibriyle… Dünyayı faniliğiyle… Cenneti saadetiyle…
Yalnız nefsimizi olduğu gibi kabul etmiyor ve arındırmaya niyet ediyoruz.
Ve yalnız Sana tevekkül ediyoruz:

“Bizim uğrumuzda (nefsine, şeytana, zorluğa karşı) cihad edenlere, elbette yollarımızı gösteririz. Şüphesiz Allah, ihsan sahipleriyle beraberdir.”
(Ankebût, 29/69)

Etiketler
İslam Allah Kur'an Hadis Deneme

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap