Köpek Balığını Kovalayan Çılgın Hamsi!
- Hilal-i Ahmer
- 23 Ekim 2016 - 00:49
- 4 dk okuma süresi
- -
- 0
1.BÖLÜM
Uzun zamanlar önce, Karadeniz’in karanlık, derin sularında gizemli bir şehir vardı. Okyanuslarda yaşayan tüm canlılar bu şehirde inanması güç olsa da barış içinde yaşarlardı. Karadeniz’in bir başka köşesinde ise bu mutlu şehrin tamamen tersi olan bir başka şehir halkı yaşıyordu. Halkı gaddar ve acımasız balıklardan oluşmaktaydı. İki şehir yüz yıllarca birbirinden habersiz yaşıyorlardı ama bu döngüyü bir kişi bozacaktı…
Huzur içinde olan şehir, yani Sinyapolis’te bulunan bir evde, evin küçük oğlu yumurtasından çıkmak üzereydi. Gülümseten bir telaş ev halkını kaplamıştı. Kim bilebilirdi ki bu doğacak olan çocuğun tüm Karadeniz’in kaderini değiştireceğini, ve o güne kadar efsane olan komşularıyla büyük bir savaş başlatacağını! Kimse bunu tahmin edemezdi…
Küçük hamsi doğmuştu, oldukça zeki ve bir okadar da haylaz, ele avuca gelmeyen bir genç olmuştu. Devamlı yeni şeyler keşfetme arzusu onu türlü tehlikelere, meceralara sürükleyip duruyordu. Şehir Konseyi bu durumu fark etse de, bizim genç hamsimize söz geçirmek zordu. Günler ayları, aylar yılları kovaladı, genç hamsimiz büyüdü yetişkin oldu, ama içindeki keşfetme ve macera arzusu hiçbir zaman azalmadı. Genç hamsi artık yerinde duramıyor, ele avuca gelmiyordu. Ayrılık zamanının geldiğini hissetmişti, şehirden ayrılıp hayallerinin peşinde yüzmeliydi. Ama bunu yanlız başına yapmayı da istemiyordu, konuyu dostlarına açmaya karar verdi.
Genç hamsinin çocukluk arkadaşları, bu fikre sıcak baksalar da ailelerinden çekiniyorlardı. Böyle bir kararı tarih boyunca bir kaç cesur balıktan başka kimse alamamıştı. O gece hepsi bir karara vardılar. Aileleriyle konuşmanın zamanı gelmişti…
– Genç Hamsi: “Baba seninle önemli bir konu konuşmak istiyorum,”
– Babası: Gene ne konuşacaksın ha! Ailemize yeterince sorun açmadın mı zaten, oğlum bu saçmalıkları bırakmak zorundasın, sen bir hamsisin, artık hamsi gibi davranmaya başlarsan iyi edersin!
– Genç Hamsi: Hayır baba artık senin istediğini yapmayacağım, ben şehirden ayrılıp hayallerimin peşinden yüzeceğim. Sen ne dersen de, kararım kesin, sakın zorluk çıkarmaya kalkma!
– Babası: Eğer bu evden gidersen sakın bir daha dönme, ayrıca şehirden çıkmak yasak, muhafızları geçmeyi başaramazsın!
-Genç Hamsi: Muhafızları sen düşünme baba ben bir çaresini bulur kaçarım sakın peşimden gelmeyin!
Genç hamsi bu konuşmadan sonra üzgün olarak evini terketti. Babasının ve annesinin üzüldüğü aklına geldikçe kahroluyordu. Ama o, bu fedakarlığı yapmak zorundaydı. Belki küçük bir balık olabilirdi, fakat o yapabileceğinden fazlası olduğuna inanıyordu. Yaşlı bir hamsi olarak bu şehirde ölmeyecekti. Arkadaşlarıyla buluşacağı yere gelmişti. Arkadaşları da yavaş yavaş görünmeye başlamışlardı. Suratlarındaki ifadeye bakılırsa onların da aileleri izin vermemişlerdi. Dostları sonunda yanına geldiler. Durumu kısaca özetledikten sonra ikisi de kararlarını açıkça söylediler. Arkadaşlarını yalnız bırakma niyetinde değillerdi. Hemen hızlı bir şekilde kaçış planlarını yaptılar.
Gece olmuştu, üç kafadar planlarını uygulamak için, gizlice şehrin arka kapısına dogru yüzmeye başladılar. Şehir kapısı bir mavi balinanın geçeceği kadar büyüktü, kolayca, fark edilmeden planlarını uygulayacaktılar. Muhafızların nöbet değiştirme saatlerinde görünmeden kapıdan geçecekler ve bu esaretten kurtulacaklardı. Nihayet nöbet değiştirme saati gelmişti. İri yarı kalkan balığı salınarak nöbet yerini yunus balığına bırakıyordu. Yunus Balığı ve Kalkan Balığı aileleri, şehrin yegâne koruyucularıydı. Asırlardır tehditlere karsı Sinyapolis’i müdafa ediyorlardı. Efsaneye göre köpek balıkları Sinyapolis’i işgal etmiş ve tüm balıkları köle yapmışlardı. Bir gün bir kalkan balığı ve yunus balığı şehre gelmiş ve köpek balıklarıyla savaşmıştı. Köpek balıkları yenilince şehri terketmiş, şehir halkı özgürlüğünü kazanmıştı. Balıklar bu nedenden dolayı muhafızlara çok değer veriyordu. Ama küçük hamsi kararlıydı bu gece ne olursa olsun şehirden kaçacak ve hayallerine doğru yüzecekti…
Şehirden kaçmayı başarmışlardı nihayet, muhafızlar gece karanlığında üç küçük balığı fark edememişti. Üç arkadaş korkusuzca özgürlüğe doğru yüzüyorlardı. Günlerce Karadeniz’de dolaşıp durdular. Aradıkları heyecan dolu hayatı bulamamanın verdiği üzüntü hepsini mahvetmişti. Geriye de dönemezlerdi artık, Sinyapolis’in kuralları belliydi, eğer şehirden çıkarsan bir daha geri dönemezdin. Genç hamsinin arkadaşı Arthur birden bağırdı:
– Hey! Siz de benim gördüğümü görüyormusunuz! İlerde kocaman bir şehir var, belki bize yardım ederler, hadi oraya gidelim!
-Genç Hamsi: ” Ama orda kim yaşıyor bilmiyoruz! Ya kötü birşey varsa o zaman ne yapacağız” dedi, şüpheli bir tavırla dostuna bakarak.
Arthur: Sana ne oldu dostum? Sen bizi macera için ailelerimizden ve şehrimizden ayrılmaya ikna etmedin mi ? Neden şimdi korkuyorsun hadi şehre gidelim! diyerek arkadaşını tersledi.
Genç hamsi arkadaşına hak veriyordu. Onları o ikna etmişti ama, aklında hep muhafızların efsanesi vardı. Şehirden sürgün edilen köpek balıklarıyla karşılaşmak istemiyordu. Arkadaşlarına söz geçiremeyeceğini anlayınca kaderine doğru yüzmeye başladı…
1. BÖLÜMÜN SONU
Etiketler
Yazar Hakkında
Hilal-i Ahmer
Az okuyan, çok düşünen kimi zaman da yazan garip bir insan...
Yorumlar