Fikir Düşünce

Kurşun - Kalem 2

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Kurşun - Kalem 2

Çeşit ve kalibrelerine göre delici ve yıkıcı etkiler gösteren kurşun mermiler, icad edildiği ilk günden beri hasımlara korku vermek, caydırmak ve öldürmek için en etkili unsur olarak kullanılagelmiştir. Bunun yanı sıra insanlar “kurşun”un ölümcül tarafından ziyade baskılayıcı ve terbiye edici (!) yönünü keşfetmişler, bunu da kimi zaman tetiği çekerek, kimi zaman ise tetiği göstererek yapmışlardır. Ateşli silahların icadıyla beraber egemenlik kurmak isteyen güçlerin ve güç arzusu duyan zayıfların vazgeçilmezi olmuştur. Savaşlar onunla başlamış, onunla bitmiş, nitekim barışlar da onunla başlayıp bitmiştir.Sadece savaşlarda değil, gece yalnız başınıza karanlık ve ıssız bir yerden geçiyorsanız, elinde kurşun fırlatma ihtimali aşikar bir silah tutan şahsa cüzdanınızı, saatinizi ve bilumum değerli eşyalarınızı hiç tereddütsüz teslim etmenizde de önemli rol oynar. Kimi zaman ihtimal odur ki, sizi sırf keyif için yalın ayak koşturur, hatta sağa sola mermi sıkarak dans ettirir ve siz de buna itiraz edemezsiniz. Çünkü bu eğlenceli kişilik(!) elindeki silahına ve şarjöründeki kurşun çekirdeklerden aldığı yetkiye dayanarak yapmaktadır bunu.

Yine emrinde elinde silah tutan adamlar olan biri ya da bir zümre, adamlarından ziyade ellerindeki silahlara ve onların içindeki kurşunun gücü dolayısıyla,herhangi bir bahaneyle kendilerinden olmayan bir gurubun evlerine, şehirlerine,olanak ve imkanlarına el koyabilir, canlarına kastedebilir, hiç olmadı huzurlarını bozabilir.

Bütün bunların yanısıra kalemin tarihçesi kurşunun mermi olarak kullanımından ve ateşli silahların cümlesinden daha eskidir. Binaenaleyh; ilk ateşli silah da yine ilk olarak bir “kalem” tarafından çizilip tasarlandı. Tabi ki devletler arasında “karşılıklı cinayetleşme” denilebilecek savaşlar da başlamadan önce, tarafların temsilcileri jilet gibi ütülü takım elbiselleriyle bu kararı verirken ellerinde yine kalemler vardı. Önce imzalar atıldı, sonra kurşunlar. Birbirlerini hiç görmemiş, hiç konuşmamış ve aralarında şahsi hiçbir husumet geçmemiş olan insanlar, cephelerde birbirlerini delik deşik edip parçalamazdan önce bir masada, bir elin tuttuğu kalem tarafından çoktan öldürülmüşlerdi. Tabi bu aklını kullanan insanların dikkatini çekmiş olmalıydı ki, kalemin kurşundan daha tesirli olabileceği gerçeğini anlayıp hemen uygulamaya koyuldular. Bir nesil öncesine kadar etki bakımından ilk seçenek olan kurşun, artık yerini kaleme bırakmış ve halk arasındaki tabirle pabucu dama atılmıştı.

Geniş ve cilalı masalarına kurulup, ellerinde kalemleri ile bedenleri değil de zihinleri delik deşik eden, imkanları parçalayan metinler yazdılar .Bu metinlerin isimleri yeri geldi “yasa” oldu, yeri geldi “anlaşma” oldu, yeri geldi “nota” oldu, yeri geldi “muhtıra” oldu. Sadece bir kalem darbesiyle milyonlarca metrekarelik topraklarınızın olduğunu ya da bir o kadar alanı kaybettiğinizi düşünün. İşte kalemi kurşuna tercih ettirecek kadar geçerli bir neden.

Madem artık silahşörler değil de “kalemşörler” düelloları yapılıyor ve savaşlar cephelerde değil de kağıt üzerinde yapılıyorsa bu kadar ölüm, savaş ve kan neden dinmedi, malum coğrafyalarda hala neden silahlar konuşuyor ve mürekkep lekesi görülmesi gereken yerlerde barut dumanı izleniyor diye sorulacak olursa bunun oldukça basit bir cevabı var, ”İşin heyecanı kaçar.”

Heyecan her devirde insanları istenilen yöne sevk etmek için etkili bir unsur olmuştur. Eğer yeterli derecede heyecanı, gereken yere doğru bir şekilde verebilirseniz emin olun elinizde azımsanmayacak ölçüde bir güç olur. Bu güç ki,kimi yerde üzerinize tek bir toz zerresi bulaşmadan ortalığı darmadağın etmeye vesile olur. Binlerce mermi ile göstermelik bir katliam yapıp, belki elli kelimeyi geçmeyecek bir yazı metni ile öldürülenden daha fazla sayıda insanı esir almak, beyinlerini dağıtmak yerine zihinlerini bulandırmak, yüz tane ihtiyarı idam ederken milyonlarca genci hem de ruhları bile duymadan düşmanı olabilecek saflara asker olarak katabilmek gerçekten bir kaabiliyet ve akıl meselesidir.

Belki birinin kafasına bir silah dayandığında istenilen şeyleri yerine getirmeyebilir, ama bir kalemle yazdığınız bir cümleyi kafasının içine sokunca asla itiraz edemez. Kafasına silah dayanıp ta söyleneni yapmayıp ölümü seçen de, yine bir kalemle yazılıp zihnine kazınmış değerler sebebiyle bu yolu seçmiştir. Kesinlikle burada önemli olan, kalemi kimin kullandığı ve neye hizmet ettiğidir. Kara yazılar yazılırsa karanlık nesiller okunur. Gün ışığı ile yazılırsa güneşten daha parlak nesiller doğar doğudan, batıdan, her yönden.

Çağımızın en etkili silahı kalemse eğer, hepimizin ulaşma imkanı en yüksek silah olma özelliğini koruyor hala. Tabi ki bu da ateşli silahlar gibi bir takım eğitimleri geretiriyor. Ve bu öyle bir silah ki mermileri bilgilerden oluşuyor. Kalemi kullanabilmek için öncelikle okumakta yol katetmek gerekir elbette. Okumaktan kasıt adına diploma denen bir kağıt parçası elde etme azmi değil. Bilmem ne sınavında filan yerde filan miktara çalışacak kadar puan almak için de değil. İçimizdeki heyecanı kağıda döküp, kelimelerle düşmanın zihin bulandıran ve bilinci kurutan öldürücü kelimelerine karşı insanımızı, halkımızı ve neslimizi iri ve diri tutmak gayesi ile okumak, öğrenmek, çok öğrenmek ve çok yazmak yegane amaç olduğunda, bizler de bu kirli savaşlarda tertemiz barışlar doğması için seferber olmuş olacağız. Nasıl ki düşmanın namlusundan çıkan kurşunun tahribat miktarı kullanılan kalkanın dayanıklılığına bağlı ise, yine düşman kaleminden fırlatılacak telkinlerin yıkım gücü de, sahip olunan bilgi miktarına göre ters orantılıdır. Değerlerimizi “değer” kılan şey, onları savunmak için yapabildiklerimizdir. Kurşunu kalemin ateşiyle eritecek bilgi ve heyecan yüklü bir nesil olmak ve böyle bir nesil yetiştirmek boynumuzun borcudur.

Etiketler
Savaş Kalem Değerler Kurşun

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap