Biyografi

Mihri Hatun Kimdir?

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Mihri Hatun Kimdir?

Türkolog yazar Meryem Aybike Sinan: “Mihri Hatun Türkiye’de pek tanınmaz. Edebiyat çevreleri de çok bilmez. Çünkü müfredatta olmayan bir şairdir ama NASA’nın tanıdığı bizim tanımadığımız bir hatundur. NASA, Mihri Hatun’un ismini, Venüs’teki bir kratere veriyor. Venüs genellikle kadınlarla ilgili bir gezegen olarak tanımlanır. Bizden iki kadının ismi verilmiştir. Biri Halide Edip, diğeri ise Mihri Hatun’dur.”  

NASA’nın bilip bizim bilmediğimiz Mihri Hatun kimdir?

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber önce Sultan II. Beyazıt’ın ardından da Şehzade Ahmet’in valilik yaptığı dönemde Amasya’da yaşamış şairemizdir. Kesin adı tam bilinmemektedir. Aşık Çelebi’ye göre “Mihri”, Evliya Çelebi’ye göre “Mihrümah”, başka kaynaklara göre ise “Mahrünisa” veya “Fahrünisa” olarak belirtilir. Ancak kesin bir nokta vardır ki; mahlası… Kadı olan babası Yahyazade Mehmet Çelebi “güneş” anlamına gelen “Mihri” mahlasını kızına yakıştırmıştır. Şair olan babası da “Belayi” mahlasını kullanmıştır. Kısaca mahlasını şair olan babası Belayi’den almıştır diyebiliriz.

Yaşadığı çağdan ötürü hayatı ve kendisi hakkında şiirlerinde verdiği ipuçları haricinde pek ayrıntı bilinmiyor. O dönemin sanat ve kültür merkezi olan Amasya’da iyi bir eğitim almış, babasının kadı olmasından ötürü dini bilgileri tam olan hanım şairimiz, hem II. Beyazıt’ın hem de Şehzade Ahmet’in Amasya’da vali olduğu dönemde kendisine saygı duyulan ve takdir edilen bir şair olarak saraydaki şiir meclislerinde yer bulmuştur.

Erkek egemenliğinin olduğu çağda, dönemine meydan okurcasına hiç çekinmeden ünlü erkek şairlerimizle saray meclislerinde atışmalarda bulunmuştur. Çok güzel olduğu söylenir. Güzelliği, zekası ve sanatıyla Arapça ve Farsçayı çok iyi bilmesiyle hayranlık uyandırmış, bir çok erkeğin kendisine aşık olduğu rivayet edilmiştir. Ancak o tüm bu teklifleri reddedip ömrü boyunca bekar olarak yaşamayı tercih etmiştir. Kim bilir belki de şiirlerinde rastladığımız platonik aşkı  Müyyetzade Abdurrahman Çelebi’ye olan aşkına hürmeten bekarlığı tercih etmiştir. Hâlâ günümüzde bir kadın olarak aşk şiirleri yazamazsınız çünkü toplum bunu doğru karşılamaz. O dönem için bu Mihri Hatun için çok ciddi bir cesarettir. Bu cesareti iyi ki göstermiş. İyi ki aşık olmuş. İyi ki aşık olmuş şairlerimiz var.

Araştırmalardan ve anlatılanlardan anlıyoruz ki o döneme göre oldukça serbest bir yaşamı varmış. Biraz şuh olduğu ancak bir o kadar da iffetli olduğu da etrafındaki insanların ittifak ettiği bir konudur. Evinde edebi meclisler düzenleyerek şehvet ve haz dolu duygularını çekinmeden dile getirmesi cesur bir şair olarak farklı bir yer edinmesine neden olmuştur.

45 yaşına kadar yasadığı tahmin edilen hanım şairimiz geride bir çok nazire ve bir divan bırakmıştır. Ancak her kadında olduğu gibi onun da zekasına ve bilgisine rağmen bazı kesimler tarafından hafife alındığı da olmuştur. Ancak o bunu önemsememiş ve onlara şu dizelerle karşılık vermiştir:

“Bir müennes yeğdurur kim ehl ola

Bin müzekkerden ki ol nâ-ehl ola

Bir müennes yeğ ki zihni pâk ola

Bin müzekkerden ki bî-idrâk ola”

(Becerikli bir kadın, beceriksiz bir erkekten iyidir/

Zihni açık bir kadın, anlayışsız bin erkekten iyidir.)

Mihri Hatun’un bir dönem İstanbul’a gittiği, sanat camiasında bulunduğu hatta bir süre Sultan Süleyman’ın sarayında kaldığı da söylenir. Ancak daha sonra Amasya’ya dönmüş ve burada vefat etmiştir. Mezarı II. Beyazıt tarafından inşa ettirilmiş ve zevadiye adıyla bilinen bir halveti tekkenin türbesindedir. Büyük dedesi Pir Sücceddin İlyas’ın yanına defnedilmiştir.

Etiketler
Kadın Şair Şaire ilk kadın şair Osmanlı kadin şairleri NASA cesur şaire mihri hatun

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap