Hanımefendi

Mücahide ve Fedakâr Hanımlar

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Mücahide ve Fedakâr Hanımlar

Sevmek güzeldir. Sevdiğini söylemek kolaydır. Lakin sevginin gerçekliğini ve kalitesini; sağlam gayretler, uğrunda feda edilenler gösterir. Uğrunda fedakârlık yapılmayan sevgi, kuru bir edebiyat olarak kalır ancak. Allah ve Resul sevgisi de böyledir.

Sevgisi gerçek, fedakârlığı sınırsız olanlar ise Mücahid/ Mücahide olarak anıldılar, anılacaklar her daim…

Yaşamış ve yaşayacak tüm hanımefendilere; gerçek sevgiyi öğreten, özüne döndüren mücahidelerden bahsedeceğim bu yazıda. Allah’ın kendilerinden razı olduğu o cesur mücahidelerin bir kaçından kelam etmek nasip oluyor ancak… Allah hepsinden razı olsun. Ve bizi, açtıkları fedakârlık yolunda yürütsün.

İlk olarak, okuduğum siyer kitabı vesilesiyle bu yazı fikrini hatırıma düşüren “Yedi şehit annesi” Afra binti Ubeyd(r.anha)’den bahsetmek, kelamımı onunla bereketlendirmek istiyorum.

“Yedi Şehit Annesi” :Afra binti Ubeyd(r.anha)

Bilinen ismi Sümeyra’dır. Gerçek ismiyse Afra binti Ubeyd’dir. Hayatını nura kavuşturan İslamiyet’le Medine’de tanışmış ve tereddüt etmeden Müslüman olmuştur. İman heyecanını çocuklarına aşılamış bir annedir… Üç evladını Bedir harbine gönderir. Yetiştirdiği bu cesur mücahitler Allah’ın düşmanlarından olan Ebu Cehil’i öldürürler. Bir kaynakta iki oğlunun şehid olduğunu diğer oğlunun da çok geçmeden şehid olduğunu yazar. Başka bir kaynakta ise büyük oğlu Avf(r.a)’ın Bedir’de şehit olduğunu, diğer iki oğlu Muaz ve Muavviz’in ise gazi olduğunu yazar.

Kaynağa göre;

Hicretin üçüncü yılı, Bedir’in üzerinden daha bir yıl geçmiştir. Bu sefer müminler Uhud dağının eteklerindedir. Afra(r.anha)’nın babası Ubeyd(r.a), eşi Haris(r.a), Bedir’in gazileri olan iki oğlu Muaz ve muavviz bu müminler arasındadır. Savaş başlar. Mü’minleri yıkan o yalan haber yayılır; “Muhammed öldü!”

Bu haberi duyan Afra(r.anha) Uhud meydanına koşmaya başlar. Birileri onu tanır; “Bak şurada yatan baban Ubeyd’dir. O Allah yolunda şehit oldu.” Derler. Afra validemiz kanlar içerisindeki babasına yaklaşır; “ Allah babamın şehadetini kabul etsin! Siz bana Efendimizden bir haber verin. O nasıl ?” Der. Kimseden bir şey öğrenemeyen Afra validemiz aramaya devam eder. Birileri yine onu tanır. Kocası Haris(r.a)’in kanlı bedeni önüne getirir; “ Kocan Haris şehit oldu.” Derler. Afra validemiz yine aynı metanet ve vakarla: “Allah şehadetini kabul etsin. Efendimizden bir haber var mı ?” der. Ve aramaya devam eder. Bu kez belki en acı sahnelerden biri olarak Bedir gazisi iki oğlunun cansız bedeniyle karşılaşır. Ve önlerinde durur: “Evlatlarım, size de bu yakışırdı. Size Allah yolunda ölmek yakışırdı. Size verdiğim süt, sizlere helal olsun ki siz size yakışanı yerine getirdiniz.” Der ve gözündeki yaşları silerek yine aynı soruyu sorar:

“Efendimiz nasıl? O’ndan bir haber var mı?” …

Nice zaman sonra Efendimizi Uhud’un yamaçlarında görür. Ve hemen oraya koşar. Efendimize, gerçek sevgisine kanıt olan şu sözleri söyler:

“Sen ki hayattasın, senden sonra bütün musibetler bana çok hafif gelir Ya Resulallah!” …

Sözlerde kalmayan sevgi bu değil de nedir?

Yine kaynaklarda geçtiği üzere; Fedakâr, mücahide Afra validemizin ikinci evliliğinden olan dört oğlu farklı va’kalarda ve savaşlarda şehit düşer. Ve “ Yedi şehit annesi” olmanın şerefine erer Afra binti Ubeyd(r.anha)… Allah ondan razı olsun!

“Şehide”: Ümmü Varaka(r.anha)

Yürekteki arzuyu diri tutmanın er ya da geç gayeye ulaştıracağını yaşamıyla bize kanıtlayan bir mücahide Ümmü Varaka(r.anha.)…Küfrün sardığı alemde herkesin arzuları dahi küfür kokarken, onun arzusu şehit olmaktı.

Bir Ramazan günü, Bedir harbi hazırlıkları sırasında şehitlik arzusuyla Efendimize gelir Ümmü Varaka ve büyük arzusunu gerçekleştirecek ricada bulunur: “Ey Allah’ın Resulü, müsaade etseniz de sizinle beraber harbe katılsam! Yaralarınızı tedavi eder, hastalara bakarım. Belki Allah yolunda şehitlik de nasip olur…

”Efendimiz(s.a.v) buna müsaade buyurmaz. Lakin gönlünü huzura kavuşturan o müjdeyi söyler: “Ey Ümmü Varaka! Allah sana şehitlik nasip edecektir.”

Bu olaydan sonra, Ümmü Varaka’nın bu iman ve şehadet arzusundan memnun olan Efendimiz(s.a.v) onu ne zaman görse kendisine “Şehide” diye hitap eder.

İçindeki heyecanı hiç kaybetmeyen Ümmü Varaka Hz.Ömer zamanında, evinde iki kölesi tarafından şehit edilir. Arzusuna ve büyük müjdeye kavuşur… Allah ondan razı olsun!

 

“İki kuşak sahibi”: Esma bint-i Ebu Bekir(r.anha)

Efendimiz(s.av) in sadık dostu Ebu Bekir(r.a)’ın kızıydı. Babası gibi imanına sadıktı.

İlk hizmeti hicret esnasında görüldü. Ebu Bekir(r.a) ve Efendimiz(s.av) hicret için hazırlık yapmaktaydılar. Esma(r.anha), onlara yol azığı hazırlamada yardımcı oldu. Gerekli azık hazırlandı. Fakat azık torbasını ve su kabını bağlamak için bir ip bulunamamıştı. Esma(r.anha) çevik bir hareketle hemen belindeki kuşağı çıkarttı, iki parçaya ayırdı. Ve azıkların ağzını bağladı.

Kutlu Nebi, Esma’nın bu candan alaka ve samimi davranışıyla memnun oldu. Ona bir müjde verdi: “Ey Esma, sana cennette iki kuşak verilecek.”

Bundan sonra Hz.Esma, “Zatü’n-Nitakeyn” yani “İki kuşak sahibi” diye anıldı.

Sıkıntılı günler geçirdi. Bir müddet sonra o da hicret etti. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye vardı.

Hz. Peygamber(s.a.v), fedakarlığından hoşnut olduğu Esma(r.anha)’yı yine fedakar bir sahabiyle, Hz.Zübeyr(r.a)’le evlendirdi.

Her ikisi de birbirine denkti. İkisi de İslam’a gönül vermiş, Peygambere talebe olmuşlardı.


Hz.Esma(r.anha) son derece haya sahibiydi. Eli açık, gönlü zengin, cömert bir insandı. İhtiyaçtan fazla yanında bir şey bırakmaz, sade bir hayat yaşardı.

Evliliğinden beşi erkek sekiz çocuk dünyaya geldi. Sahabenin büyüklerinden olan Abdullah bin Zübeyr(r.a), tabiinden Urve bin Zübeyr(r.a) gibi müslümanlara örnek olmuş şahsiyetler, Allah yolunda canlarını feda edebilecek fedailer yetiştirdi…

Hayatı boyunca ağır imtihanlarda yaşadı. Lakin vakar ve sabrı bırakmadı.

Hicretin 73.yılında yüz yaşındayken vefat etti. Allah ondan razı olsun!

 

İlim Mücahidesi, “Kadınların Hatibi”: Esma bint-i Yezid(r.anha)

Hz.Esma, ensar kadınlarındandı. Efendimiz’e gönülden biat edenlerdendi.

Müminler çeşitli soruları Efendimiz(s.a.v)’e soruyor,dinini öğreniyorlardı. Hz.Esma da bu ilim meclislerinden eksik olmuyor, sorduğu suallerle bilhassa kadınlarla ilgili birçok meselenin açıklanmasına vesile oluyordu.

Kadın sahabiler içerisinde açık sözlülüğü ve düzgün konuşması ile tanınıyordu. Bu sebeple “Hatibetü’n-nisa” yani “Kadınların hatibi” lakabıyla anılırdı. Medineli kadınlar Peygamberimize bir şey sorup öğrenmek istediklerinde onu temsilci olarak gönderirlerdi.

Yine bir gün bir suali sebebiyle Efendimizin huzuruna giren Esma, şöyle dedi:

“Ben, bazı kadınların size gönderdiği temsilcisiyim. Şüphe yok ki, Cenab-ı Hak sizi erkek ve kadınların hepsine Peygamber olarak göndermiş, biz de sana ve senin Rabbine iman etmişizdir. Biz kadınlar evlerimizde oturmakta, beylerimizin meşru isteklerini yerine getirmekteyiz. Erkekler ise Cuma namazı, cemaate devam etmek, hastaları ziyaret ve cenazelere katılmak suretiyle, tekrar tekrar Hacca gitmekle bizden üstün kılındılar. Bu sayılanlardan daha faziletlisi ise Allah yolunda cihat etmektir. Bir erkek Hac veya Umre için yahut cihat maksadıyla yola çıktığı vakit biz onların mallarını korur, elbiselerini temizler ve dikeriz. Çocuklarını büyütürüz. Bütün bu hizmetimizle biz, erkeklerin kazandığı hayra ortak olacak mıyız ?”

Nebi(asm), Hz.Esma’nın konuşmasını dinledikten sonra yanındaki sahabilere, “Siz dini bir sual soran kadınlar içerisinde bundan daha güzel konuşan birisini işittiniz mi?” buyurarak onun zekâsını ve açık ifadesini takdir etti. Sonra da onun şahsında yaşamış ve yaşayacak tüm mü ‘minelere şu müjdeyi verdi:

“Ey kadın, dinle ve temsilcisi olarak geldiğin kadınlara da anlat! Eğer bir kadın, kocasıyla iyi geçinir ve onun rızasını kazanırsa, bu saydığın faziletli amellerin hepsinde aynı sevabı elde eder.”

Bu müjdeyi alan hanımlar: evinde dahi mücahide olabileceklerini, yaptıkları her işi ibadete dönüştürebileceklerini anladılar…

Zaman zaman Resulullah’ın sohbetinde bulunan ve Peygamber mektebinden ders alan Esma(r.anha), 81 hadis rivayet etti.

Zekâsının kuvveti kadar üstün cesaret ve şecaati ile de tanınan Hz.Esma yaralıları tedavi etmek, gazilere su dağıtmak için Yermuk Savaşına katıldı. Bir ara eline geçirdiği bir çadır direğiyle savaş alanına daldı ve dokuz Rum askerini öldürdü.

Ardından geleceklere nice izler bırakarak gerçek yurduna döndü. Allah ondan razı olsun!

Allah: imanı hayatı bilen, fedakâr, vakar dolu, sabır donanımlı tüm mücahidelerden razı olsun. Bizlere de, yollar ne kadar dikenli olursa olsun kalbindeki imanla dikenleri gül eden asrın mücahideleri olmayı nasip etsin!

Kalbimizi ve dahi amellerimizi rızasından ayırmasın.

Kaynaklar:

*Kainatın efendisi Peygamberimizin hayatı, Salih Suruç, 2.cilt.

*Sahabiler Ansiklopedisi

*Efendimiz’i Sahâbe gibi sevmek, M.Emin Yıldırım.

Etiketler
Kadın Fedakar Hanımlar Mücahide Mümine

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap