Din

Ruhumuza Dokunan Karanlık El; Büyücülük Ve Falcılık

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Ruhumuza Dokunan Karanlık El; Büyücülük Ve Falcılık

Bir kahin kendisini şöyle tanımlıyor:

“Hayata dair birçok şey anlatabilirim, uzun metinler yazıp süslü cümleler kurabilirim. Sizlere bir ütopya bile vadedebilirim. Bir çok yalanı gerçek olarak sunabilirim. Gelecekten haber vererek cüzdanınızı da boşaltabilirim. Başıma bir külah, elime bir tesbih alarak; “Kızım/oğlum size büyü, sihir yapılmış” diyebilirim. Şeytana lanet okur, ordusunun önünde hazır beklerim. Müslümanım der, elime bir Kur’an alır topluma imam da olabilirim. Kendimi peygamber ile eşit görür hatta daha üstün olduğumu kanıtlayabilirim. Söyledim ya yalanları gerçek olarak sunabilirim.

Peki ben kimim?

Ben şeytanın emrine girmiş bir âdemoğluyum. Büyüler yapar, muskalar hazırlar, şeytanlarla arkadaşlık ederim. Maksadım imanınızı çalmak, huzurunuzu bozmak, ailenizi dağıtmak, dininizi sizlere yanlış anlatarak küfre düşmenizi sağlamak…  Dedim ya, ben şeytanın yeryüzünde ki gölgesiyim.

Kıymetli kardeşim,

Son zamanlarda hızla artan büyü ve büyücülük sapkınlığı  insanoğlunun ruhunu örümcek ağı gibi sarmış vaziyette. Bu mektubumu büyü, fal ve gelecekten haber verme gibi sapkınlıklarla  uğraşan ve felakete sürüklenen birçok insanı tanıdıktan sonra yazıyorum. Kendisine bile fayda sağlayamayan, ebedi cehenneme mahkum olan şeytan ve onun avarelerinden yardım istemek bir Müslümana elbette yakışmaz. Müslümanlar olarak her ne günah işlersek işleyelim Rabbimizin rahmetine güvenerek tevbe ederiz. Biliriz ki Rabbimiz bizi asla terk etmez. Nimete kavuşursak şükreder, sıkıntıya düşersek de güzel bir sabırla Rabbimize sığınırız. Rabbimiz (cc) “Biz insanı en güzel suretle yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.” buyuruyor. Ve yine yüce kitabımızda bir çok yerde “Hiç düşünmüyor musunuz?” diyerek bizleri uyarıyor.

Ey gönlü güzel kardeşim! İnsanoğlu olarak hataya düşmeye elverişli mahluklarız. Doğruyu aradığımız, yanlışları öğrendiğimiz bu hayat yolculuğunda, dikkat etmemiz gereken önemli bir konuyu anlatmak istiyorum.

Rabbimiz (cc) Harut ve Marut adındaki iki meleğini yeryüzüne indirerek Babil halkına gönderdi. Bu melekler halka sihrin mahiyetini ve zararlarını anlatıyor ve onlara mucize ile sihir arasındaki farkları öğretiyordu. Sihre inanıp küfre düşmemeleri için insanoğlunu ikaz ediyordu. Ve şüphesiz, biz bir imtihan için gönderildik, sakın sihir yapıp kafir olmayın, demedikçe kimseye büyü de öğretmezlerdi.

Kuran-ı Kerim’de; “Tuttular Süleyman’ın mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeylerin ardına düştüler. Oysa, Süleyman kafir olmadı, ama o şeytanlar kafir oldular. İnsanlara büyücülük ve Babil’de Harut, Marut adında iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi: «Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın sihir yapıp kafir olma!» demedikçe bir kimseye büyü öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı-koca arasını ayıran şeyleri öğreniyorlardı. Fakat Allah’ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve faydası olmayacak bir şey öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, onun ahirette bir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Keşke kendilerini ne kötü şey karşılığında sattıklarını bilselerdi! (Bakara 102)

Rabbimiz bizleri imtihan etmek istedi. Nitekim Harut ve Marut adındaki melekler insanlara büyü ilmini kullanmamaları karşılığında öğrettiler. Ayeti kerimede geçen “Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, onun ahirette bir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı.” ifadesi bu tür işlerle uğraşanların Rabbimizin rahmetinden fayda sağlayamadan cehenneme gideceğini bildiriyor. Yine kitabımız ve Efendimizin hadisleri ışığında, ahirette Rabbimizin rahmetinden mahrum olanların Allah’a isyan ederek küfre düşen ve Müslüman görünerek münafıklık yapanlar olduğu biliyoruz.

Değerli kardeşim,

Büyüyücülük, sihir, fal okları, yıldıznâme, suya bakarak geçmiş ve gelecekten haber verme, kahve falı, batıl inançlar, cin çağırma ve yıldız falı gibi bir çok yöntemle toplumumuzu kandırıyorlar. Küfür, tek vücut olarak imanımızı ve servetimizi çalmak için gece ve gündüz durmadan çalışıyor. Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Kim bir kahine ya da falcıya gider de onun söylediğinin doğru olduğunu kabul ederse, Muhammed’e indirileni inkar etmiştir.” (Ahmed Müsned 2/429, Albânî Sahihu’l-Cami 5939)

Büyü yapanlar ve yaptıranlar arasında en ufak bir fark yoktur. İkisi de küfre düşmüş ve İslamiyetin sınırlarından çıkmıştır. Rabbimiz katında tevbe etmedikçe onların ve ibadetlerinin değeri yoktur. Peygamberimiz (s.a.v), büyü yapan kimsenin Allah’a şirk koşmuş olacağını*, bir başka hadisinde ise, sihre inanan, onun doğruluğunu tasdik eden kimselerin cennete giremeyeceklerini bildirmişlerdir.** Kâhine ya da falcıya giden kimseler onların gaybı/ bilinmeyeni bildiğini kabul etmez ama yine de denemek veya benzeri bir sebeple giderse kâfir olmaz, fakat kırk gün ibadeti de kabul edilmez. Bunun delili, Rasulullah’ın (s.a.v) şu hadisidir: “Kim bir falcıya gider ve ona bir şey sorarsa kırk gece (gün) namazı kabul olmaz!” (Müslim 4/1751)

Tüm bu ayet ve hadisler ışığında  büyü ve gelecekten haber vermenin (falcılık) İslamla alakası olmadığını anlıyoruz. Kim bunlara inanır, falcıya gider, herhangi bir sebeple büyü yaptırırsa küfre düşer ve İslamiyetin sınırlarından çıkarak kafir olur. Dünya imtihan dünyasıdır, daha bir saniye sonrasında başına neler geleceğini bilmeyen birkaç şarlatanın sözlerine kanarak Allah’ın rızasından uzaklaşmak elbette insanın en büyük felaketidir. Başta zikretdiğimiz “Hiç düşünmüyor musunuz?” ayetini iyi kavramamız gerekir. Tek saniyesine bile hükmedemediğimiz bu fani dünyada dininimizi iyi öğrenmek ve öğretmek zorundayız. İslamın sadece peygamberimize ve alimlerimize (imam, müezzin, fakih, kurra, hafız) inen bir din olmadığını hatırlatmak isterim. Tebliğ hepimizin vazifesidir, bu vazifenin bilincinde yaşımız her ne olursa olsun gayret etmeliyiz. Ve dinimiz için canımızla, malımızla  mücadele etmekten çekinmemeliyiz..

Şüphesiz ki hak geldi ve batıl zail oldu.

 

 

*Nesâî, Tahrim 19, Hadis No: 4076 

**Ahmed Bin Hanbel, Müsned, 3/14, 83; 4/399

Etiketler
Ayet Hadis İslam büyü sihir falcılık kahin

Yazar Hakkında

Hilal-i Ahmer

Az okuyan, çok düşünen kimi zaman da yazan garip bir insan...

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap