Şehadet Sancağının Gölgesinde Bir Yiğit: Şehid Yahya Sinwar
- Havva Öz
- 1 Kasım 2024 - 17:42
- 3 dk okuma süresi
- -
- 2
Bismillahirrahmanirrahim
Esirgeyici ve Bağışlayıcı olan Allah’ın Adıyla.
Kahraman Şehid Yahya El İbrahim Sinwar…
Kelimenin tam manasıyla Allah yolunda gerçek ve mübarek bir şehid.
62 yıllık hayatı baştan sona gıpta ettirici bir cihad öyküsü.
Yıllarca israil hapishanelerinde israil zulmünü yaşamış bir mazlum.
Yahya Sinwar’ın hayat öyküsünü okuduğum zaman hem güçlü bir imrenme duygusu, hem de ruhumu baştan başa kaplayan derin bir hüzün ve hasret hissi ile dolup taşıyorum.
1962’de bir mülteci kampında garip bir Filistinli olarak doğan Sinwar’ın hayatı Cihat meydanlarında düşmanlarıyla mertçe ve korkusuzca savaşıp şehadet şerbetini yudumlamak ile son bulmuştur.
Sinwar’ın hayatı baştan sona etkileyicidir; çünkü mücadeleci, korkusuz ve devrimci ruhu, güzel günlerin geleceğine dair hiç bitmeyen umudu, düşmana korku salan bakışları, heybetli yürüyüşü bize gerçek bir müslümanın nasıl olması gerektiğini ziyadesiyle ortaya koymuştur.
O 57 islam ülkesinin liderlerine bedel kişiliği ile kalplerimizde adeta taht kurmuş, hafızalarımızdan hiç silinmeyecek hatırasını bizlere miras bırakmıştır.
Gelgelelim Hamas’a, İzzettin El Kassam Tugayı’na ve bu örgütün lideri olan Yahya Sinwar’a terörist diyen veyahut terörist demeseler bile onları suçlu ve tüm bu katliamların sorumlusu bulan, şehadetlerinden zerre feyz alamayan kesime…
Öncelikle Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. Maddesini hatırlatmak istiyorum.
Antlaşmanın 51. Maddesinde “bir ulusun herhangi bir tehdit unsuru karşısında -bu işgal de olabilir- meşru müdafaa hakkı vardır.”
Bu maddeye dayanarak Hamas’ın bir terör örgütü olduğunu iddia etmek mantık dışıdır. Kaldı Kİ Hamas hiçbir zaman terör faaliyetlerinde bulunmamış, hiçbir sivile zarar vermemiştir. Onlar Müslümanlığı en güzel şekilde yaşayan, rehber olarak ise kendilerine Hz. Muhammed’i (s.a.v.) seçen seçkin kimselerdir.
Kendilerine Hz. Muhammed’in eşsiz ahlâkını örnek alanlara ne mutlu…
Sinwar’ın cebinden çıkan uzun bir zikir tesbihi ve Peygamber Efendimizin öğrettiği zikir duaları kitapçığı beni en çok etkileyen eşyaları olmuştu. Daha sonraları Sinwar’ın Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezberlemiş kutlu bir Hafız olduğunu öğrendiğimde ise hayranlığım iki kat daha artmıştı.
Ayrıca Kahraman Lider Şehid Yahya Sinwar’ın kendi kaleminden yazdığı kitap olan “Diken ve Karanfil” kitabı da bir hayli etkileyicidir. Kitapta hapishanede geçen yılları, o yıllarda öğrendiği İbranice dilini ve müthiş hayat öyküsünü anlatmaktadır. Bir mülteci kampında doğan Sinwar’ın mücadele ve cihat ile geçen 62 yıllık ömrünü okuduğumuz zaman gözyaşlarımıza hakim olamıyoruz. Diken ve Karanfil kitabı, Filistin’in direnişini kalben anlamak isteyen herkese birer kaynak niteliğindedir. Kitabın içeriğini uzun uzun yazmaya gerek olmadığını düşünüyorum ancak bu kitabı okuyanlar iyi bilir ki Yahya Sinwar Kelimenin tam manasıyla Allah’ın razı olduğu gerçek bir Müslüman ve Şehittir.
Kolu koptuğu halde cihat meydanında ilerlemiş yaşına aldırmaksızın düşmanıyla savaşmaya devam eden kaç tane lider, kaç tane Başkan gördü ki bu dünya ?
Savaş meydanında tıpkı Hz. Hamza gibi kahramanca ve cesurca tek başına savaşan, kolu kopmasına rağmen direnişi bırakmayan son yüzyılın ilk ve tek lideridir Yahya Sinwar.
Sinwar’ın cihadı ve şehadeti; bize hayatımızı ve imanımızı yeniden sorgulatacaktır. Amaçsızca ve davasızca bir yaşamın ne kadar bomboş olduğunu anlatacaktır bize.
Sinwar’ın düşmanları tarafından şehadetinden çok sonra kesilen şehadet parmağı ise, Sinwar’ın şehadetinden sonra bile düşmanına korku saldığını bizlere apaçık göstermektedir. Düşman Sinwar’ın şehadet parmağını keserek adeta Filistin halkını yendiklerini gösteren bir mesaj vermek istemişlerdir ancak Filistin halkı o kadar dirençlidir ki düşmanına karşı hiçbir zaman zillet içerisinde bulunmamıştır.
Son söz olarak şunları eklemek istiyorum.
Şu ömrümde iki kişinin şehadeti beni çok derinden etkilemiştir. Biri Mavi Marmara Şehidimiz Furkan Doğan, diğeri ise Kahraman Şehidimiz Yahya Sinwar. İkisinin de şehadeti bana cenneti hatırlatıyor. İkisinin de şehadetini düşündüğüm vakit, kalbimde inanılmaz bir huşu vuku buluyor. Sanki cennetin serin esintileri çarpıyor yüzüme.
Onları andığım zaman Öte Alemlere sevdalanıp Özlem duyuyor, onlara imreniyorum. Hiçkimseye imrenmediğim kadar çok imreniyorum onlara.
Onlara imrendiğim kadar kimseye imrenmedim.
Rabbim bizi de onlarla beraber haşreylesin.
Nebiler Nebisine göre Ahirette insan sevdiği ile beraber olurmuş.
Rabbim bizi de ahirette çok sevdiğimiz bu insanlarla beraber eylesin.
Amin
Selam ve dua ile…
Etiketler
Yazar Hakkında
Havva Öz
Okudukça anlayan, Anladıkça yazan,
Yazdıkça daha aydın dünyalar tahayyül eden,
Masiva’dan Mavera’ya hakikat yolcusu...
Mütefekkir, Fikir İşçisi
Yorumlar