Sen’li Mısralar
- Büşra doruk
- 28 Temmuz 2018 - 07:41
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Evet, vakit sabaha yakın… Gecenin yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışan şehir, yeni güne hazırlık içerisinde. Eski bir defterimin arasında, küçük bir hanımeli iliştirilmiş bir sayfada rastlıyorum sana.
Nemli kirpiklerim ve yaralı kalbimle hatırlıyorum gidişini. Üzerime mühürlediğin yalnızlığımla yokluğunun arafındayım şimdilerde. Bir hıçkırık tıkıyor boğazımı. Gözlerim, ha yağdı ha yağacak… Yutkunamıyorum artık kelimelerim boğazımda düğüm düğüm; konuşamıyorum.
Titrek ellerimle soğuk kalemimi alıyorum parmaklarımın arasına. Zarif bir yazı yazmak düşüyor bize, oysa elimiz aczin ta kendisi… Kelimeler zihnimde dolaşıyor; sanki kalemimin ucuna gelmekten kaçıyorlar..
Sahi sevgili; özlemi dillendirmeye hangi kelimenin gücü yeter ki? Üşüyen kelimelerim var söylenmeye korkan. Sarılacak bir tene değil de tutunacak bir gönle ihtiyacı olan. Büyüttüğüm bu muhabbeti kime götürseydim ki ey yâr?
Bir ah kâfiydi belki içimi dökmeye.
Yüreğimin zarif yükünü hafifletmeye…
Fakat kelimelerim kısıtlı; gözlerim nemli.
Şairin de dediği gibi: “Kusura bakma sevgilim, heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok.” Hangi kelimeye yüklemeliyim şimdi özlemimi, sevdamı, hasretimi? Hangi kelime taşıyabilir ki bu yükü? Yağmur yağıyor sevgili. Belki de yağmura yüklemeliyim bu olanların hepsini. Senin olduğun şehirde çok yağmur yağar sevgili belki bir damlasında hissedersin beni…
Yorumlar