Toplum Aile

Sloganlar Kudüs'e, Like'lar Profile

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Sloganlar Kudüs'e, Like'lar Profile

Öncelikle davasında ve mücadelesinde samimi olup, bu davanın hassas noktalarında imkanı dairesinde emek veren, Allah rızası ve ümmetin şu anki acı durumundan ötürü gönlünde yanan ateş için konuşan, yazan, yürüyen ve duran kardeşlerimi tenzih ederim. Bununla birlikte; elbette bu davada samimi olmakla beraber, eylem ve söylemlerinde eser miktarda rağbet, beşerden beklenen itibar sevgisi bulunanlarla, hem samimi olmayıp hem de bizim acılarımız, değerlerimiz ve davamız üzerinden beşeri rağbetleri amaç edinip, Allah için bir rekat namaz kılmayıp, iş slogan atmaya gelince mangalda kül bırakmayanları da esefle kınıyorum!

Uzun zamandan beri süregelen ve daha yalnızca Allah’ın bileceği bir zamana kadar sürecek olan bu acı ve sıkıntılı zamanlarla, ben şahsım adına Bosna Hersek’e Sırpların zulmettiği yıllarda tanıştım. Henüz beş-altı yaşlarında küçük bir çocuk olmama rağmen, gerek anne ve babam, gerekse çevremizdeki İslami şuuru ağır basan eş, dost, akraba ve komşularımızın, bu zulüm ve katliamlar için kendi içlerindeki derdi, acıyı ve ıstırabı bizzat görerek, İslam için, Müslüman kardeşlerimiz için uzakta da olsak acılarını paylaşmamız gerektiğini öğrenerek büyüdüm. Ve bu acıları paylaşmanın bir çok yolu olduğunu, destek verebilmek için her türlü imkanın değerlendirilebileceğini de bizlere öğrettiler. Allah onlardan razı olsun. Şahsımdan misal vermem yanlış anlaşılmasın. Ben sadece o şuurlu insanların örnekleri altında bu yüce davadan bir pay almış nesilden biriyim.

İnsanlar hiç bir şey yapamasalar da para toplanır, bir yolla gönderilir, veya belirli bir günde meydanlara toplanılır, zulüm altında olan kardeşlerimizin bayrakları sallanır, onların lehine ve zalimler aleyhine sloganlar atılır, ama bu sloganlar sadece kuru gürültüden ibaret olmazlar, olmamalıdır. Düğünler kesinlikle İslami usullere göre yapılır ve bu düğünlerde de yine mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimize destek mesajları vermekten kaçınılmazdı.

Yazının başında yer verdiğim tenzih ve kınama cümleleri, o paragraftan öteye geçmeyecektir. Zaten toplum olarak biz hatalarımızı ve sorumluluklarımızı, nerede ve neleri eksik yaptığımızı biliyoruz. Bunları ifşa etmek benim vazifem değil, haddim de değil. Ben yalnızca yapılması gerekenlerden birkaçını lüzum sırasına göre arz edeceğim inşallah.

Ağaç yaşken eğilir dediğimizde ne anlaşıldığı aşikardır. Sadece bunu anladığımızı eylem ve söylemlerimizle belirtmeliyiz. Çocuklar birer tohumdur. Bir tohuma ne kadar ihtimam ve özen gösterilirse, o ölçüde dayanıklı ve umut vadeden bir fidan elde edilir. Bu fidana da gerekli ihtimam gösterildiğinde sağlam, sağlıklı ve dayanıklı bir ağaç olma yolu açılmış olur. Ağaç da ne kadar sağlıklıysa, meyveleri de o kadar lezzetli olur. Belki ben henüz evli ve çocuk sahibi birisi olmadığım için söylediklerim yadırganabilir, sözlerimin boyumdan büyük olmasıyla itham edilebilirim. Allah hepinizden ve hepimizden razı olsun. Lakin şunu da unutmamalıdır ki hepimiz bir çocukluk evresinden geçtik. O dönemlere ait anılarımız, şimdiki kişiliğimizin temelleridir. Buna binaen; evlenme arifesinde olan kardeşlerimiz, amaçlarının ne olduğunu iyi idrak edebilmeli, daha henüz evlerin neşesi olan çocukları teşrif etmemişken, onlar için gerekli hazırlığı yapmalı (maddi bir hazırlıktan bahsetmiyorum asla!), onların gelecekteki kişilik ve kimliklerinin şuurlu bir şekilde oluşabilmesi için manevi yönden bir zemin hazırlamalıdırlar. Çocuk sahibi olan kardeşlerim de bu çiçeklerini ihtimamla sulamalı, onlara anne sütü ve baba sevgisi ile birlikte, Allah aşkı ve dava şuurunu da aşılayarak büyütmelidirler.

Çocuklar doğuştan gelen bir zeka problemi ve zihin engeli bulunmadığı takdirde sizin bütün dediklerinizi anlayacak kabiliyetle dünyaya gelmişlerdir. Bunu unutmayalım. Bunun için onların yanında ebeveynler olarak konuşmalarımıza, hal ve hareketlerimize dikkat etmeliyiz. Onlara sade ve şefkatli bir üslupla gerekenleri azar azar vermeli, soru sorduklarında ise geçiştirmeden, gerekirse çocukla çocuk olarak sevecen ve ilgili bir biçimde cevaplar vermeliyiz. Onlara cevap verirken de mümkünse ilgilerini çekecek şeylere daha fazla yer vermeliyiz.

Çocuk ve gençlere “slogan nasıl atılır” dan önce, o sloganın gerekçesini anlatmalıyız. Bu da asla sözle değil, hal, hareket ve yaşayışla, canlı örnek olmakla mümkündür. Çocuklar yapıları itibari ile taklit yoluyla öğrenmeye programlıdırlar. Sözler bu yüzden onlara fazla etki etmez. Bunu mutlaka göz önünde bulundurmalıyız. Bana Kudüs’ten önce Selahaddin-i Eyyubi’yi öğrettiler. Ben o muhteşem insanı tanıyıp sevdikten sonra Kudüs’ü fethettiğini öğrendim ve Artık Kudüs benim için bambaşka bir olgu haline geldi.

Eğer çocuklarınıza sadece bir şeyleri anlatır, fakat siz anlattığınız şeylere fiillerinizle sadakat göstermezseniz, çocuklar da size ve anlattıklarınıza sadakat göstermezler. İşte bir nesil bu şekilde gevşek büyüdüğü için, şimdi ortalıkta, sağda, solda slogan Müslümanları dediğimiz nesil türedi. Beğeni ve fenomen olma sevdası ile dolu gönüller türedi. Çünkü sosyal medyayı nasıl ve ne için kullanmamız gerektiğini biz de öğrenemedik. Bizlerden görerek çocuklar ve genç kardeşler de yanlış öğrendiler. Bütün bu yanlış öğretilerin yanı sıra, öğrenilmesi gereken doğruların sümenaltı edilmesinin neticesinde ise sloganlar havada uçuştu, sosyal medya hesaplarımızdaki beğeniler, rağbetler, kendimizi sanal birer kahraman olarak görmemizi sağladı.

Çocuklar kahraman görmek ister. O yüzden önce kendi iç kalemizi fethedip, kendi gönlümüzün fatihi, kahramanı olup, sonra çocukları da fethedilen başka kalelere kumandan tayin etmemiz gerekmektedir. Yoksa ne Kudüs’ün ne de başka bir yerin sloganla kurtarılamayacağını bilmeyen nesiller gelir ki bu da hepten esaretimizin nişanesi olur.

Etiketler
Çocuklar Kudüs Tohum Şuur Slogan misal ağaç

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap