Tarih

Sömürü Rüyası

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Sömürü Rüyası

‘’Bunu hiç unutma evlat, Batı hiçbir zaman uygar olamamıştır ve bugünkü refahı devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur…’’
Bosna-Hersek cumhurbaşkanı Aliya İzzet Begoviç.

Haklıdır da, tarihin bizzat kendisi onu doğrulamaktadır. Binlerce yıllık sömürgecilik anlayışını bambaşka bir boyuta taşıyan Hristiyan Avrupa’nın, kendilerine addettikleri uygarlık da gelişmişlik de sömürü altında tuttukları ulusların alın teri ve emekleri üzerine kuruludur. Roma İmparatorluğu’nun gerileme ve çöküş döneminden itibaren Rönesans’a kadar elle tutulur fikri ve iktisadi gelişme gösteremeyen ve kadim Roma medeniyetinin birikimiyle idare eden Hristiyan Avrupa, sanki onlara gökten inmişçesine sahiplendikleri medeniyeti bugün kendilerinin var ettiklerini savunmaktadır. Kendilerini yalanlar üstüne kurulu ulu(!) bir medeniyetin efendileri olarak kabul etmektedirler. Oysa maskeler biraz aralandığında, medeniyeti batıya sabitleyen Hristiyan Avrupa’nın ve gayrimeşru çocuğu, adeta şımarık bir çocuk küstahlığındaki Amerika’nın, ellerine geçen her fırsatta medeniliğini sergilediği ve sergilemeye de devam ettiği Cezayir, Libya, Filistin, Irak, Yemen, Suriye ve Afganistan gibi Müslüman devletler özelinde, genelde ise vesayet altına alabilecekleri her Müslim ve gayrimüslim devlette, sergilenen medeni tavrın izlerini ve enkazını rahatça görebiliyoruz bugünlerde. Ve üç maymunu oynuyoruz bu duruma karşı hep birlikte. Kimimiz görmüyor toprağa düşen bedenleri, kimimiz duymuyor yükselen feryatları, kimimiz ise bilmiyor, bilmeye de tenezzül etmiyor en az kendisi kadar gerçek olan gerçeğin ta kendisini! Yazık ki bu acı hikayenin sonunu bizler yaşıyoruz ve kağıda dökülen ilk kelimelerde yine bize yazılmış. İnsanoğlunun bizzat kendisine.

Sömürgeciliği yeni bir boyuta taşıyan ve insanoğlunu bu acı serüvenin nesnesi yapan Hıristiyan Avrupa dünyası, tarihler 15. asrı gösterdiğinde gerek artan nüfusuyla, gerekse artan nüfusu kaldıramayan sınırlı topraklarıyla kısır bir döngünün içine sıkışmış durumdadır. Uzun süren yüzyıl savaşları ve hanedanlar arası mücadelelerden bunalan Avrupalı devletler iktisadi olarak çökme noktasındadır. Nitekim belli bir zaman dilimi için refah seviyelerini yükselten başarılı haçlı seferleri de artık geride kalır. Tüm bunların yanında Balkan sınırlarında ve Dalmaçya kıyılarında Osmanlı Devleti tarafından kuşatılma tehlikesi içine girerler. Nihayet zaman kum saati misali tersine dönmüş, artık her düşen kum tanesi onlara yok olma tehlikesinin acı gerçeğini hatırlatmaya başlamıştır.

Tam bu vakitlerde imdatlarına yetişen Potekizli, İspanyol ve İtalyan kaşifler ve gemiciler kendi kıtalarına mahkum olan bu devletlere, Amerika kıtası ve Hindistan’ın yolunu açarak onlara adeta bir can simidi vazifesi görür. Belki isteyerek, belki de hiç akıllarına dahi gelmeden, keşfettikleri yerlerde kurudukları yahut kurulmasına vesile oldukları kolonilerle ilk olarak modern sömürgeciliği, devamında ise kapitalleşme sürecini başlatırlar. En başlarda iktisadi olarak kaynak arama ve Hristiyanlığı bilinmeyen diyarlara götürme maksadı taşıyan bu yolcuğun nihai amacı emeğin sömürülmesi olarak şekillenir. Fakat bununla da kalınmaz. Sömürü emekten de öte bizzat bireyin yaşama hakkına yönelir. Öyle ki İspanyollar adaya ayak bastığında nüfusu 300 bin kişi olan Hispaniola’da 1494–1498 yılları arasında 100 bin kişi öldürülmüş, bölgede 1508’de 60 bin kişi ve 1548’e gelindiğinde ise sadece 500 kişi kalmıştır. İspanyolların Yeni Dünya‘daki ilk sömürgesine yaptığı bu kıyım, ilerleyen tarihlerde Hernan Cortes’in sadece 500 kişi ve 10 küsur topla yaptığı Tenochtitlan kuşatmasında 40 binden fazla Aztek’ in katledilmesiyle devam eder.

Sözde medeniyetlerini, bilinmeyen topraklara veba gibi yaymaya çalışan Avrupalıların işledikleri cinayetler bu vahim örneklerle bitmez ve ayak bastıkları her toprak parçasında kendini vahşetin farklı tonlarında hissetirir. Kimi zaman soykırımdır vahşetin adı; kimi zaman kölelik dediğimiz ellerden, ayaklardan ziyade gönüllere, zihinlere vurulan prangalı tutsaklıktır. Tıpkı şimdilerde zihinlerimize ve gönüllerimize vurulan prangalar gibi.

Peki bizler rahatsız mıyız bu prangalardan? Evet, hepimiz rahatsızız aslında.Yalnız sadece prangalarımızdan değil; olanlardan, gidişatımızdan, halimizden ve devam eden eylemsizliğimizden de rahatsız. Bazen tüm bunlara karşı aramızdan sivrilen birkaç dertli saçıveriyor etrafa gamını, kederini, beklediğini ve beklentilerini. Ansızın dumura uğruyoruz. Bir anlığına hayat da anlamsızlaşıyor dertliyle hemdert olduğumuzda. Ama bir şeyi unutuyoruz. Derdin dertlisinin yükünü paylaşmaya çalışıyoruz. Fakat uğradığımız dumurun sonu gelmeyen bir uykuda, bir anlığına görülen rüya olduğunu ve asıl dumurun, uğratanlar tarafından yaşatıldığını fark edemiyoruz.

Diyoruz ya hep “Müslüman uyuma!” Uyuyorsun kardeşim. Ortada bu kadar kan ve gözyaşı varken, yine de bal gibi uyuyorsun, uyuyoruz. Arada bileniyorsun. Fakat sadece boşluğa düştüğünle kalıyorsun. Hep olduğun boşluk çukuruna bir kez daha yuvarlanıyorsun. Rüyadasın kardeşim. Bazen eski debdebeli günleri temaşa ediyorsun. Kah Fatih Sultan Mehmed Han oluyorsun Kostantinapol surlarının karşısında, kah Hazerfen oluyorsun galata semalarında. Bazen ise olmayana hasret duyuyorsun Viyana’yı 3. kez kuşatıp almışçasına…

Rüya görmek güzel şey aslında kardeşim. Fakat uğruna sebat edilenin rüyasını görmek kadar güzel görülen her rüya. Uğruna feda edilenin değeri nispetinde güzel. Sarf edilen alın teri kadar güzel.

Güzel rüyalar gör kardeşim; kan ve gözyaşı üzerine kurulu yayılmaların sona erdiği, Avrupa’nın  sömürüye ara verdiği, bugün yine Avrupa’nın meydana getirdiği ve artık zapt edemediği genç emperyal Amerika’nın devam etmediği güzel rüyalar gör. Sömürülmediğin ve dik durup, zafere muktedir olduğun zamanda yat bu güzel rüyanın uykusuna…

Kaynaklar:

1.David A. Stannard,AMERİKANIN SOYKIRIM TARİHİ: BEYAZ ADAMIN AKIL ALMAZ VAHŞETİ,Gaye Kitabevi Dağtım

Etiketler
avrupa Medeniyet Aliya İzzet Begoviç Rüya vahşet Sömürgecilik Hispanya Uyuma Kölelik

Yazar Hakkında

Hasan Kocapınar

Amatör ruhla yazılar yazan biri.

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap