Sosyal Medyada Gündem Okuma Rehberi
- Esra Çakan
- 3 Aralık 2016 - 11:05
- 6 dk okuma süresi
- -
- 0
Gün geçmiyor ki gözlerimizi bir galeyan içine açmayalım. Özellikle de güne bir kaç saat geç başlamışsak, ne olduğunu idrak edene kadar dev bir uğultu bulutu, tozu dumanı ile çevremizi sarmış bizi içine almış oluyor.
Sosyal medya olarak adlandırdığımız mecra, daha çok üç temel nedenle bir çok art niyetin doğal üreme ortamı haline gelmiş durumda.
. Haber takibine üşendiği halde söyleyecek sözü olan insan pozlarından vazgeçmeyenler
. Zihnen ve vicdanen teslimiyet yemini etmiş gibi, dahil oldukları mahalleleri içinde güdülmeyi konforlu bulup atılan her yeme aynı vazife bilinci ile koşanlar.
. Kullanıcı olarak bulundukları sanal mecrayı ve neden olabileceklerini hafife aldıkları için fastfood beslenen zamane ergeni edası ile o an gözüne hoş gelen her şeyi yayarak ortam içine dahil olma oyunu oynayanlar.
Bu üç temel tip, insan sayısına dönüştüğü zaman öyle büyük ve kontrolsüz kalabalıklar haline geliyor ki tek tek dürtüp, çimdikleyip, ayılmalarını sağlamaya ömür yetmeyeceğini yazık ki anladım ve bu nedenle de paylaşılmaya ve dolayısı ile hızlı dağılmaya uygun bir uyarı yazısı yazmaya karar verdim.
Peki, bunu neden kendime vazife edindim?
Aslında ben edinmedim. Bu zaten otomatik bir vazife. Sosyal medya kullanan, olayları gören-duyan; ülkesinin huzuru, selameti, insanca yaşamak gibi dertleri olan her birey bu şekilde duyarlılıklar ile vazifeli. Dikkatli olsak iyi olur değil, olmak zorunayız. Olan biteni doğru okusak iyi olur değil, doğru okumak zorunayız. Aksi halde hiç talep etmeden, hiç fark etmeden, hiç tercih etmeden fail ya da maktul oluveririz. Mesele bu derece ciddi. Alarm bu derece kırmızı. Masum, hatta kendi içinde iyi niyetli insanlardan dahi tetikçiler üreten bir sistem ile karşı karşıyayız ve işin kötüsü bunu alt seviye bir tehdit olarak dahi ciddiye almıyoruz.
Tabir edilemez bir hipnoz hali içinde, uçuruma doğru götüren kavalcıyı takip ediyor gibiyiz. Kavalcının istikametini fark edip, ardına dizilen kalabalığı ayıltmaya çalışan insanlara da genellikle karşı tarafın güdümlü sesi muamelesi yaparak kavalcıya işinin ne kadar kolay olduğunu adeta belgelemiş oluyoruz.
Oysa, aynı kavalcı tarafından benzer uçurumlardan bir çok defa itildik. Bir çok defa kavalcının foyası ortaya çıktı ve inkar edilemez şekilde uçurumu da içini de bütün çıplaklığıyla görmüşlüğümüz var. Buna rağmen nasıl ve neden her kaval sesinde aynı hipnozu yaşadığımızı anlamak biraz güç
Sözü uzattığımın farkındayım. Ancak kestirmeden, kısaca izah için uğraşmalarım sonuç verecek gibi durmuyor . Ben bir de aynı anlamı farklı cümleler ile resmedip farklı algı çeşitlerine tek seferde ulaşma yolunu deniyorum.
Gelelim Yapılması Gerekenler Listemize
Öncelikle bu liste, kendi çözüm önerilenimden ibaret. Yani, eleştirmek dışında yapılması gerekenler nedir diye düşündüğümde bulduğum cevaplar. Bir nevi geçmekte olduğumuz sisli patikaya bıraktığım bir kaç ekmek kırıntısı. Çoğaltılabilir, düzeltilebilir. Ancak, en azından dikkate alındığında işe yarayacak bir iskelet sunduğumu düşünüyorum.
Evvela işe şunu aklımızdan hiç çıkarmayarak başlamamız gerekiyor. İnternet ortamında gördüğümüz görseller, yazılı metinlerden oluşan fotoğraflar, elden ele yayılan paylaşımlar ile ilgilenmeden evvel mutlaka kaynağı sorgulanmalı. Yani ilk ve en önemli sorumuz: ‘kaynağın nedir?’, ‘Yazı kime aittir?’, ‘bu görselleri kim oluşturup paylaşıma sunmuştur?’ ve benzenleri şeklinde olmalı. Net cevabı verilemeyen hiçbir bilgi, geçerli ve güvenilir sayılmaz. Bu nedenle herhangi bir tepki bizi yanlış bir değirmenin gönüllü su taşıyıcısı konumuna düşürebilir.
İşaret edici, algı yönetici haber paylaşımları yapan, daha haberi vermeden başlığı ile nasıl yorum yapılması gerektiğini kulağımıza fısıldayan hiç bir haber sitesi masum ve güvenilir değildir. Buna çok dikkat etmek zorundayız. En hafif ihtimalle taraftardır ve eğer olay kendisine kuş bakışı bakmamızı gerektiriyor ise her halükarda yanlış yerdeyiz demektir.
Takip ettiğimiz sayfalar; hangi olaylara nasıl tepkiler veriyor, neler için günlerce polemik ortamı oluşturuyor, neleri yok sayıp görmezden geliyor. Sorgulamak ve yüksek sesle sormak zorundayız. Bir şekilde ilgi çekici bulduğumuz, az yazılı bol fotoğraflı, egolara iyi elen sloganlar içeren paylaşımları bir tıkla yaymak kolay ve tatmin edici gelebilir. Ancak dikkat etmez isek oturduğumuz yerden bir terör örgütü propagandasına bile malzeme olabiliriz. Uluslar arası bir operasyonun sanal ayağı için gerekli zincire halka olmuş olabiliriz. Böyle söylenildiğinde ciddiye alınmadığının farkındayım, bunu anlamıyorum ama biliyorum. Ancak civarımızda çok kolay yöntemlere ülkelerin nasıl kukla ipine geçirildiğini de görmek zorundayız. Artık savaşlar, at üstünde ve kılıçla değil uyutarak ve uyanık kalarak kazanılıyor. Bunu asla hafife almamalıyız.
Bir haber aniden ve dalga dalga yayılan tepkiler ile dağıtılıyorsa asla o uğultu bulutuna dahil olmak için acele etmemeliyiz. Bir tren kaçıyor da bizi almayı unutmuş gibi davranmamıza gerek yok. Önce farklı yayın politikalarına sahip kaynaklardan haber ile ilgili yazıları okumalı, sonra yine farklı bakış açılarına sahip sosyal medya sayfalarından olay ile ilgili yazılan çizilenleri takip etmeliyiz. Taraftarlığına değil de sağ duyusuna güvendiğimiz insanlarla durumu istişare edip biriktirdiklerimizi vicdan ve zihin süzgecimizden geçirdikten sonra aklımıza yatıyorsa ortama dahil olabiliriz. Aksi halde en doğru duruş, burada bir bulanıklık var ve şuan ne olduğunu anlamıyorum demek olacaktır. Kaldı ki bu tarz haberlerin aslı zaten en geç bir gün içinde ortaya çıktığından çok fazla uğultu olan meseleleri bir iki gün demlenmeye bırakmakta fayda olduğunu unutmamalıyız.
Söylemek İstediklerimi Resmetmek Maksatlı
Meseleyi hiç de abartmadığımı izah için yakın zamanda yaşanmış bir örneğe bakmakta fayda var.
15 Temmuz gecesi atlatılan felaketin şokunu ülkece sıcağı sıcağına yaşarken. Ortaya atılan yalan haberlerden yalnızca biri. Ki bu bence çok net bir örnek.
Oyuncu Ali Nuri Tükoğlu, darbe gecesi sokağa akan vatandaşlardan biriydi. Ve sonrasında kendini asker kafası kesen IŞİD miltanı olarak ilan eden haberlerle mücadele etmek zorunda kaldı. Kendi hesalarından olayın aslını onlarca kez yazdı itirazlar etti ama sesi o dev uğultu korosu tarafından ya duyulmadı yahut ciddiye alınmadı. Gerçeği yansıtan orijinal fotoğraflar bile işe yaramadı ve Ali Türkoğlu’na yardım eden iki vatandaş hala bir kesim tarafından kafa kesen IŞİD militanları olarak biliniyor. Hala darbe sonrası asker kafası kesildi yalanı ile darbe olamadığı için duydukları hüznün üstünü örtenler var. Ve görseldeki kişilerin sakallı oluşu bu kimselerin haberi sağlaması için yeterli. Üstelik bu haberin yalan olduğu hemen ortaya çıktı. Ve resmen de onaylandı. Bir de bir iki gün sürüncemede kalanları düşünün. Tablo cidden vahim.
Son bir not, her konu hakkında söz söylemek zorunda değiliz. Yaşanan her siyasi, sosyal olayı saniyesinde çözüp yorumlamak gibi bir zorunluluğumuz da yok. İlla ülkesi için söz alan, göz yummayan, elini taş atına koyan bireyler olmak istiyorsak yalnız yukarıda yazdıklarıma dikkat ederek ve gaza gelmeyerek dahi ciddi bir vazifeyi yerine getirmiş oluruz. Her şeyi bilmek, her konuda fikir sahibi olmak yarışı ile yalan yanlış donanıp ters saflarda durmaktansa sosyal medya kullanımında sağ duyulu olmak için çabalamak bir çok kötü amacı engellememizi sağlayacaktır.
Unutulmamalı ki ; algı yönetimi için ciddi paralar döken, bu işi yapması için sanal fenomenler oluşturan, bir kaç dakika da büyük bir kitleyi, güneşin yeşil olduğuna dahi ikna edebilecek manüplasyon propagandaları yapacak kadar profesyonel yetişmiş elemanlara dahi sahip olan bir ‘düşman gölgesi’ ile savaş içindeyiz. Bunun bir teori değil hakikat olduğunu artık kabul edip, oyuna gelen değil oyunu gören bireylere bu ülkenin de bu coğrafyanın da ciddi şekilde ihtiyacı var.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar