Sükûnet
- Hatice Akyıldız Yıldırım
- 7 Ekim 2017 - 12:16
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Bir ağustos böceğinin ötüşüyle kitabı elimden bırakıyorum. Sessizliği dinliyorum aslında. Doğanın kulağıma çaldığı sesler en büyük sessizlik değil midir? Gökyüzünün karanlık perdesine, ufkun eşsizliğine dalıyorum. Yıldızlar göz kırpıyor bana. Gecenin gözleri beni izliyor. Selamlaşıyoruz. Bir kelebeğin lambanın ışığını görünce yaptığı dansa şahitlik ediyorum. Ve sessizlik karşılıyor beni. İçimde sesler birbirini sustururken beni bana bırakıyorlar, ben de sessizliğe. Aklımda ışıkları yakan bir merak uyanıyor. Kitaba uyanan merakım. Gururun tohumlarıyla sunulan aşka. Bastırılmış kabuğuna çekilmiş duygular. Geriye yaslanıp gökyüzünün kabuğuna dalmışken yüzüme misafir olan esintiyi duyumsamamak imkânsız. Rüzgarın ağaçlarla olan dansıyla veda etmiştim gün ışığına. Kızıla boyanan gökyüzü yavaşça yerini griye bırakırken bana da sessizlik kalmıştı. Geceye sakladım ruhumun dinginliğini. Karanlık deriye…
İnsani durumlardan kurtulup doğada kaybolmaktı benimkisi. Evlerin kapısı kapanırken gökyüzü ardına kadar açmıştı kendini bana. Lambalar bir bir sönerken yıldızlar da kapanan ışıklar gibi kendini ele vermeye başlamıştı. Her biriyle göz göze gelirken yapraklar da selamlarcasına dansa kalkmışlardı. Yeryüzünün susma vakti gelmişti. Geri planda olanlar başrolü oynamaya başlamıştı çoktan. Uykuya dalan yeryüzüne inat, gökyüzü tüm çıplaklığıyla kendini ön plana atmıştı. Koyu karanlık hakimiyetini ilan etmiş, göz kamaştırcı tavrını takınmıştı. Ağustos böceğinin şarkısına vokal yapanların sayısı da bir hayli artmıştı. Saklanma sırası değişmişti. Köşeye çekilmeye niyeti olmayan doğanın ruhu hissedilmeye başlamıştı. Boyun eğme zamanı gelip çattığında kuytular dolmaya başlıyordu.
Ben geceye aittim, bütünleşiyordu alacakaranlık ruhumla. Beni bana anlatıyordu sessizliğiyle. Çok sürmeyecekti biliyorum; tahtını devrettiği zaman, sükûtu da bana devredecekti. Veda etme zamanı yaklaşırken, çığlığa dönüşen sessizliği haykırmaya başlıyordu. Gözlerime bakıp veda ediyordu, yıldızlarının çekilme zamanı geliyordu. Yavaş yavaş gözlerini yumuyorlardı gökyüzüne. Son yıldız da izin isteyip çekilince, günün ilk ışıklarını karşılıyordum hüzünle. Kulağıma fısıldayan gecenin karanlığı tekrar görüşeceğimizin haberini iletiyordu. Gözlerimi kapatma zamanımın geldiğini anımsıyorum. Aklım işlevini yitirmeye göz kapaklarım ağır ağır birleşmeye başlıyordu. Elveda diyebiliyorum sadece…
Etiketler
Yazar Hakkında
Hatice Akyıldız Yıldırım
Hayata yabancı, kendine deli.
Yorumlar