Sükut Yara İçerir!
- Sultan Aras
- 28 Nisan 2018 - 08:06
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Kelimelerimden anlar mısın, tavırlarım eksik kalırsa? Ya da bir göz süzmem anlaşılır kılar mı, biraz da olsa beni sana? Sıkılmış olduğumu anladığın anda elimden tutup yosunları döven dalgaların hırçınlığına kaçırır mısın? Sahi, illa heceleri söze mi dökmem gerek? Suskunluğumu, ıssızlığımı, kızgınlığımı, kırgınlığımı, sitemimi ve dinginlemeye çalıştığım bir çok duyguyu fark etmen için. Ah! Bir dursan, bir dönsen, bir baksan. Belki de içimde hüzünlü enstrümanlar sese değiyor, belki dalları çatırdıyor umut ağaçlarımın.
Yorgunum, yıkılmış yapıdan hallice harabe bir bina gibi. İçinde yaşanmışlıkları unutulmaya yüz tutmuş, her biri düş olmuş anılar gibiyim sanki. Her bir duvarında ayrı el izi kalmış, odalarına bir yerlerden emanet ışık gölgeleri düşmüş, yıkılmak üzere olan duvarı bir kalas desteklemiş. Bir tohum düşünce bahçesindeki toprağına tebessüm etmiş ümitle, doğrulmuş olduğu yerden. Çiçekler açar da renk olur haline, dikenine inat kokusu hapsolur ellerine diye. Kıyısında durulup soluk almaya başlayacak iken dalgalar çarpıp yüzüne bir düşten daha uyandırmış. Bahçesi çiçeksiz, elleri kokusuz kalmış, kelebekler konmamış üzerine, bilinmemiş.
Hadi kalk, gidelim içim. Uzayan yollara inat, uzaklara… Yalnızlığı hissetmekle kalmayıp köküne kadar yaşayacağımız ama umudumuzun törpülenmediği ufuklara… Hadi kalk, gidelim. Bir şemsiye altında el ele tutuşup, yağan kara ayak basıp, sesiyle mutluluk duyduğumuz manzaralara… Hadi kalk, gidelim. Gönlümüzü bahara döndüren, bir kahvenin hakkını veren dostluklara… Hadi kalk, hadi.
Yorumlar