Fikir Düşünce

Süper Kadın Sendromu

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Süper Kadın Sendromu

Kendinizi bazen tüm dünyaya yetmek zorunda hissettiğiniz oluyor mu?

Aklımdan silemediğim bir sahne vardır. Öğretmenliğe ilk başladığım günlerde bir sabah okulda öğretmen bir hanımın gözyaşlarına şahit olmuştum. Bir gün önce okuldan eve gidince bir sürü işle güçle uğraşmış, henüz bir yaşını bile doldurmamış olan oğlu hasta olduğu için tüm gece uyumamış ve sabah da yine bir sürü işi halledip erkenden okula gelmek zorunda kalmıştı. “Tükendim, bıktım!’’ diyordu. Haklıydı. Hanımlar olarak narin bir yapımız var. Ancak güçlü bir yüreğe sahibiz ve bu yüzden her şeyin üstesinden gelebileceğimizi zannediyoruz. Bu da bizi oldukça yıpratıyor. Ben o gün bunu öğrendim o öğretmen hanımdan. Oysa o güne kadar her şeyi tek başıma yapacağıma emindim. Erkenden kalkıp ev işlerini halledip, yemeğimi yapıp, okula gelecek; dersimi anlatacak ve dersim bitince eve gidip eşimle çocuklarımla ilgilenecektim. Aynı zamanda da kendime vakit ayıracaktım. Arkadaşlarımı boşlamayacak, ailevi ilişkilerimi gevşetmeyecektim. Evet, yine yapabilirim ama bunun beni yıpratacağını çok iyi biliyorum. Çünkü insanım ben. Bir yerde enerji tükeniyor, ruh beziyor. Mezun olurken içimde barındırdığım yaşama sevincini çocuksu tarafımı düşünüyorum bir de bugünüme bakıyorum. Fark, o kadar bariz ki. Oysa henüz bir evin sorumluluğunu dahi yüklenmedim. Ancak sorumluluklar arttıkça bedenen o kadar yorulmasa da insan zihnen ölebilir bile. On tane parmağımız var ancak on elimiz yok. Bu yüzden her şeyi yapıp da hala dinç kalmam çok zor.

Haberlerde görmüştüm. Bir tekerlek yıpranmış olduğu halde defalarca tamir edilmeye çalışılmış, o şekilde yola çıkılmış ve sonuçta kaza kaçınılmaz olmuş. Bizde böyleyiz. Yıpranmış bedenimizle her gün yollara koyuluyoruz. Ruhumuzu dinlendirmeyi geç, bedenimiz bile nefes alamıyor. Sonuç ise; mutsuz, somurtkan insanlar… İş yerinde patrona gülümse, arkadaşlarına nazik davran, tüm kızgınlığını sinirini içinde tut sonra akşam eve gelince hepsini bir solukta bırak. Sana yaptığı resmi gösteren çocuğuna ‘’Git başımdan, işim var.’’ diye bağır. ‘’Kahve yapar mısın canım?’’ diyen eşine “Bıktım sizin isteklerinizden!” diye söylene söylene kahvesini götür, aile büyüklerini kafa dinleme bahanesiyle evinde isteme… Bu hayata daha fazla tahammül edemeyen soluğu ya mahkeme salonunda ya bir akıl hastanesinde ya da hapishanede alacaktır.

Gerçekten istediğimiz bu mu? Eğer buysa işimiz hiç zor değil. Ama istediğimiz mutlu ve huzurlu bir hayatsa eğer, doğru yolda olduğumuzu sanmıyorum. Erkekler ütü yapamam, yemekten ne anlarım vs. diyerek yapamadıklarını belirtirken bundan asla gocunmuyorlar. Yetersiz olduğunu kabul etmek de erdem mi bilmiyorum ama bu insanı bazen yeni yüklerden kurtarır gibi. Bir erkek ütü yapmıyor diye kimse o erkeği kınamıyorsa bir hanım şunu yapamam derse de kınamamalı. Eşitlik diye ortalığı birbirine katanlara bakıyorum. Yaptıkları şey sadece kadının yükünü artırmak. Dizilerde filmlerde çizilen süper kadınlar olmak hepimizin hayali. Modellerin ise gariptir ki hep maddi sonuçlarına bakıyoruz. Psikolojik olarak tükendiğini hiç mi hiç görmüyoruz ya da görmek istemiyoruz.

Sahi, aranızda süper kadın sendromuna yakalanmayan varsa bir adım öne çıksın.

Etiketler
aile Kadın süperkadınsendromu tükenmişliksendromu supermom

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap