Toplum Aile

Yıkık Duvar: Mahremiyet

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Yıkık Duvar: Mahremiyet

Mahrem çizgilerimizi fazlasıyla aştığımız, hatta ortadan kaldırdığımız bir zamanda yaşıyoruz. Helal-haram, kız-erkek gibi kavramlar artık anlam ifade etmiyor toplumuz için. Bir eşitlik sözüdür almış başını gidiyor. Giderken de kim bilir neleri götürüyor beraberinde bizlerden. Peki nedir bu mahremiyet?

Mahrem Arapça ‘haram‘ kelimesinden türeyen ve dokunulması yasak olan şey demektir. Bu ister maddi ister manevi olsun mahremiyet, kişinin olmazsa olmaz duvarıdır. Duvar olmayınca nasıl bir evin içinin korunması zorlaşırsa, mahremiyeti ortadan kaldırdığımızda aynı şekilde korumasız kalabiliriz. Mahrem olabilecek şeyleri uzunca bir liste halinde sıralayabiliriz. Ancak ben sizlerle beden mahremiyeti ve kız-erkek ilişkileri hakkında dertlenmek istiyorum.

Hanımlar ve beyler her ne kadar günümüzde ”eşitlik” sözcüğü altında birleştirilmiş olsa da gerek yaratılış, gerekse fıtrat olarak çok farklıdır. Fiziksel olarak baktığımızda hanımlar daha narin yaratılışlı, erkekler ise daha kuvvetli. Bunun aksini iddia etmek genel itibariyle pek mümkün değil. Ruhsal olarak da aynı şekilde bir olaya kadınlar daha duygusal bakarken, erkekler konuyu daha çok mantıksal yönünden ele alırlar. Bu da olumsuz bir durumda kadının alacağı hasarın bir erkeğe göre daha büyük olacağını gösteriyor bize. Bir demirle bir cama aynı muameleyi yapmak nasıl mantıksızsa bir kadın ve bir erkekten aynı davranışları beklemek o kadar mantıksızdır. Şüphesiz billur yürekli hanımlarımız daha çok kırılacaktır.

Dinimiz kadın-erkek ilişkilerine bu farkı gözeterek belli sınırlar çizmiştir. Bunu yaparken bir takım şahısların düşündüğü gibi kadını kısıtlamak, dört duvar arasına tıkmak değil, aksine kadını korumayı esas almıştır. Tesettür kadında el yüz, ayak hariç tüm beden iken, erkekte göbek ve diz kapağı arasındadır. Siz de zarar gelmesini istemediğiniz şeyleri saklarsınız değil mi ? (Tabi ki bu erkekler daha değersiz demek değildir. Şüphesiz Allah katında en değerlimiz takvaca en üstün olanımızdır.)

Bize mahrem olan kişiler bellidir. Hanımlarda ; baba, kayın peder, oğul, kocasının eski hanımından olan oğlu, kardeşi, erkek kardeşi, erkek ve kız kardeşinin oğulları, amcası, dayısı, süt kardeşi. Beylerde ise anne, kızı, kız kardeşi, halası, teyzesi, erkek ve kız kardeşinin kızları, süt annesi, süt kardeşi, kayın validesi, hanımının önceki kocasından olan kızı, oğlunun hanımı. Toplumumuzun belli bir kesiminde kuzen haram değilmiş algısının aksine namahremdir.Yani yabancı bir erkek nasılsa kuzenleriniz de öyledir. Namahrem demek karşımızdaki öcü imiş gibi kaçmak da değildir bu arada. Karşımızdaki kişiyle muhatap olurken seviyeyi, o mahremiyeti koruyabilmektir. Peki bu çizgiyi ne kadar ihlal ediyoruz?

Kız arkadaşının mahrem yerlerine çok rahat dokunabilen bir erkek öğrencim kızdığımda ” kardeşim o benim hocam” diye savunmaya geçmişti. Bizim Hz. Adem ve Havva’dan gelme işini çok yanlış anlamış olmalı. Kardeşlik nedir? Sınırları nelerdir? Bu sorulara toplulumuzda birçok insanın vereceği cevap öğrencimden farklı olmayacaktır. Oysa ki öz kardeşler arasında bile çizgiler vardır/olmalıdır. Kaldı ki aynı sınıf ortamını paylaştığımız arkadaşlarımız bizim kardeşimiz olmadı, olamaz da. Hele de ergenlik çağı dediğimiz cinsel iç güdülerin yoğun yaşandığı dönemde. Biz gerçekten kardeş gibi (kardeş olarak değil!) seviyor olabiliriz ama karşıdakinin kalbini bilemeyiz. Hiç mi konuşmayalım? Konuşun tabi ki. Mahremiyetinizi korurken de arkadaş olabilirsiniz.

Sevgili sorunsalına değinmeden geçemeyeceğim. Bugün lise çağındaki çoğu gencimiz maalesef ki gayri meşru muhabbetler içerisinde. Daha da fenası bunu bir zaruret olarak görmeleri. “Nasıl ya hiç mi sevgiliniz olmadı hocam?” , ”Bir ben yalnızım.”, ”Çok seviyoruz ama…” vs laflarını o kadar çok duyuyorum ki artık bana bile normal gelmeye başladı bu konu. Anne-babalar bilince günah olmaktan çıkmıyor. Kaldı ki bu gençler sadece konuşmak/mesajlaşmakla kalmıyor neredeyse evlilik hayatı yaşıyorlar. Birbirlerinin özel hayatına müdahale edebiliyor, görüştüğü insanları seçebiliyor, fiziksel olarak sevgilisinin bedeni kendisine aitmiş gibi davranabiliyorlar. Bu bilmemekten kaynaklanıyor olabilir. ”Sevgilimizle evlenirsek şimdi yaptıklarımızın günahı silinecek mi?” gibisinden sorular bilir kişinin soracağı sorular değil. Ama salt bilmemek de değil konu. Toplum olarak bunu normalleştirdik, adam sen de şimdiki devirle eskiler bir mi diyoruz. Sonuç mu? Yıkılmış hayatlar, zedelenmiş duygular ve birikmiş günahlar..

Yapılacak şey çok basit. Helaller belli haramlar belli. Ve akıl verilmiş ayrıca bize düşünmek için. Düşünün bakalım yapılan davranış ne kadar ahlaki? Müstakbel eşiniz bu ihaneti hak etti mi ? Ya o da sizi aldatıyorsa?  Öyle ya ”Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara lâyıktır…” Karşı cinsten biri ya da kendi cinsinizden hiç fark etmez sizin çizgilerinizi aşıyor mu ? Siz bu durumda ne tepki verdiniz ya da verirsiniz? Net olun kurallarınızda. Bu sizi saygın bir insan yapar. Annemin çok kullandığı son derece haklı atalar sözüyle yazımı noktalıyorum. ”Arpadan aş, el oğlundan gardaş olmaz.”

Etiketler
mahremiyet mahrem namahrem süt kardeş

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap