Şiir

Zülfikar'ın Haberi Yok

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 1
Zülfikar'ın Haberi Yok

Yaşayan son hüzün bükücüler...

Onlarıda kaybettik.

Kırmızı halılarla çıktılar sefere.

Ha indi ha inecekler,

Pamuk pamuk iplerle.

Bir paraşüt taşırlardı cebinde.

Adam akıllı yorulmuşlardı besbelli.

Ama yine de paraşüte el sürmedi.

Heyecanla yaşamı hiç ayırmazdı kalbi.

 

Zülfikar'ın da haberi yok.

Çaya düşmüş demden.

Gökten gelen ölümden.

Fersah fersah ölçülmüş,

Ellerindeki cüzzamdan.

Zülfikar'ın da haberi yok.

Bahçesini sarmış vebadan.

 

Gerdirilmiş deprem faylarında,

Bir parça devşirdim gül pazarına.

Gül pazarında herşey vardı gülden başka.

Başını okşarken bir açın,

Saçı elimde kaldı.

Dökülmüş gibi değil,

Künhüyle kaldı.

 

Tüccarlar hudame yolunda.

Tırnaklarımın arası topraktan irin dolu.

Hüzün malını yalan fiyatıyla sattılar.

Bir çamur almıştım atmaya.

İftira kumaşından bir elbise dikmek var.

İğneliyemedim.

Güven vurulmuş ağzına.

Benim ellerimde ise hâlâ çamur var.

 

Ilgalanır içim.

Arılar sokunca ölürmüş.

Kaçışım ondan.

Yanyana durmamalarına,

Bir numara vurdum sırtlarına.

Bir numara,

Birbirlerine değmemeleri için.

 

Buruşuk dudakların altında,

Yıllanmış yeminler.

Söylenmiş en babasından yalanlar,

Öpülmüş alınlar.

Gerdirse de bir fay gibi gözlerini,

Yetmiş yılın ahı var.

Kaç rüya geçti gözlerinden?

Kaç ışık söndü bir mum ile?

Saçındaki boya ince ince akar.

Saç akar beyaz beyaz.

Bakışları eskiden de ok oktu.

O, Zülfikarca konuşuyordu.

Ben, ben lehçesinde.

 

Nefes almayı severdim.

Vermesi ise her vermek gibi değildi.

Başkasına kâr değil herşeyiyle benim içindi.

Asıl vermek böyle miydi?

Dünyanın kanunu benim nefesimdi.

Tüm dünya bize âmâde.

Prangaları yok, gönüllüler.

Bizim ayağımızda prangalar,

Kendimiz vurmuşuz.

Biz dünyaya gebe,

Annesiz ve babasız.

Bizi ısıtıyor esmer dudaklarıyla.

Sarı güneş ah altın çocuk!

Seni kim doğurdu böyle?

Herşeyi doğmak zannederdim.

Ölmeyi görünce anladım.

Her doğum bir ölüme gebe.

Ölünce anladım.

 

Ah Zülfikar, bir payen yok!

Ellerim yanlara düştü.

Ellerim bomboş.

Bomboş evim.

Mutfağımdaki ocağım,

Ve rahat sandığım vicdanım.

Açlar elimdeki saçları sordu.

Vermek çıkmadı içimden nefes.

Gözümü kırpmadan değil kırparak konuştum.

Gözümü yumamadım ağzımı açmak için.

İftira uğruna ölmüş bir anne gibi.

Açık kaldı.

Acı acı bir ığıltı,

Kalbimi yokluyordu.

Diyemeden bir kriz göğsümü vurdu.

Bir çakmak devrildi kır kolonyasına.

Zülfikar'ın bundan da haberi yoktu.

Olsaydı,

Alırdı elimdeki saçları.

Elimde saç olmazdı çünkü o olsaydı,

Bu dünyaya bir mızrak çekerdi.

En büyük şilleli.

Bir yıl geçmezdi onun için.

Yetmiş yıl yaşlanırdı için için.

Kalemden kılıç yaptıkları da yok.

Bu devir tükürsen toplanmaz ayağına.

Devre tükürmeyi bırakmalı.

Zaman taptaze ve temiz.

İnsanlarda küfür çok.

Sabır elimde kaldı.

Dökülmüş değil yok.

Künhüyle düştü.

Zülfikar'ın bundan da haberi yok...

Etiketler
zülfikar Haber sefer paye dem gül tüccar toprak

Yazar Hakkında

Büşra Erdağı

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen

Yorumlar

  • 1 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap